


Osmanlıyı kötüleyen ve yerin dibine batıranların bir kısmı Vehhabî, bir kısmı ise Râfızîdir.... Bazıları da mezhepsiz ve reformcudur. Vehhabîlerin İslam uygulamasını görüyoruz... Bütün Ehl-i Sünnet Osmanlıyı tutmakta, övmekte, sevmekte ittifak halindedir. Daha yakın zamanlara kadar Kenya'da, İslam dünyasının bazı uzak ve hücra köylerinde Cuma hutbelerinde Osmanlı halifesinin ismi zikr ediliyordu.
Mehmet Şevket EYGİ
KIZIM "anne senin yaşındaki teyzelerin, gençlik yıllarında pardüseleri iki beden daha mı büyüktü?" diye sordu. Eskiden kalan resimlere baktığında şimdiki nesiller bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorlar.
Bilindiği üzere, o zamanlar hanımlar, pardüse alırken vücut hatlarının belli etmeyecek genişlikte olmasına dikkat ederlerdi. Başörtüler ise, daha büyük olur ve aşağı doğru uzanırdı. Şimdilerde ise, hanımlar pardüse biraz genişse, hemen terziye verip daraltıyorlar.
Vücuda yapışan pardüse modelleri her mevsim değişiyor. Eskiden hanımların büyük bir çoğunluğu gerçekten örtünmek için pardüse giyerlerdi. Şimdi bazı hanımlar, modayı takip etmek, daha renkli görünmek ve ortama uyum sağlamak için örtünüyor.
Eskiden genç kızlar, evlenecekleri kişiyle, güvendikleri birinin gözetiminde görüşürler, büyüklerin fikrini alırlar ve evlenmeye karar verdikleri takdirde gerekli hazırlıkları yaparlardı. Şimdiki genç kızlar, evlenmeden önce her şeyi tüketiyorlar.
Bir genç kız, karşı cinsle ilişkilerinde ölçüyü kaçırdığında, insanlar hemen yadırgar ve eleştiriye tabi tutarlardı. Şimdi insanlar her şeye alıştılar ya da alıştırıldılar, kimse kimseyi yadırgamıyor. Açıklık, laçkalık, sınırları delinmiş ilişkiler sıradan bir şey gibi görülüyor. Eskiden hanımların iki pardüsesi iki ayakkabısı olurdu. Onlar bunun dışında yapılan alışverişleri israf olarak görürler ve öz eleştiri yaparlardı.
Şimdi hanımlar, her mevsim, her ay her hafta pardüse ve ayakkabı değiştiriyorlar. Modaya uymak her şeyden daha önemli görülüyor. Şunu aklımızdan çıkarmayalım, yaşadığımız hayat şartları ne kadar değişirse değişsin bizler Müslüman olarak kalmaya ve yaşamaya mecburuz. Bunun için, hayatımızda baştan aşağı bir değişime gitmemiz gerekir.
Giyim tarzımızdan, insanlarla ilişkilerimize, yemek adabımıza, zamanı kullanma şeklimize kadar her şeyi gözden geçirmeli ve kul olarak bulunduğumuz koordinatları korumalıyız. Çağın bize hükmetmesine fırsat vermemeli biz çağa hükmetmeliyiz. Bunu da bu kokuşmuşlukla asla yapamayız. Bu nedenle öncelikle şahsiyetimizi ve dik duruşumuzu yeniden diriltmeli ve kendimize gelmeliyiz...
Fatma TUNCER
Allah ile kul arasında perde olur.”
Dünün, İslâm'dan habersiz açık Christina'sı, bugünün İslâm'ın nuruna ermiş mesture Semiyye'si, örtünün kadının güzelliğini tamamladığını söylüyor.
Christina Hoffmann
Nuriye Çeleğen
Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini
melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir
araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere,
ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu
gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız
sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse
bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı
kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup,
gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.
Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay
Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.
• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
•
Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç
tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
•
Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının
bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
• Şu beş
gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma,
Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
• “Receb-i
Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki
senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret
olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine
vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh-
Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar
çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar
çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur.
(Müslim)
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp
gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda
gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları
arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
• "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır."
(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423
)
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb
ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )'dan şöyle rivayet edilir:
Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize
mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)
Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz.
Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci,
Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin
emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş
vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.]
[Saadet-i Ebediyye]
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat
eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.
7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8
kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana,
bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh
aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere
de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]
• Kim Receb ayında, takva üzere bir
gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et”
derler. [Ebû Muhammed]
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi
ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i
Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben
de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)
•
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah
işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır:
“Kâbe’yi tavaf
ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam
bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç
olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O
kimse dedi ki:
“Adım Menazil... Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret
salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde
koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam,
beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı.
Bana, “Allahü Teâlânın azabı
şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri
bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine
yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble,
“Bu aylarda oruç tutup,
geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü
teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey
Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde
yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti.
Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış
kişi” derdi.
”
Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç,
“Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı.
Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile
gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali
bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona
şifa ihsan ediyor.
Regaib Gecesi Namazı Nasıl Kılınır?
Regâib Gecesi
Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak
namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:
Her rek’atta fatihadan
sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir
selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten
sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere “ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil
ummiyyi ve ala alihi” denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere “
subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” denir.
Sonra secdeden
kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere “Rabbiğfir ve erham ve tecavez
ta’lemü” dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere “ subbuhun
kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin
Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555)

… Fazla vakti yoktu...
Evet, bir damlanın hayali olur da, duâsı olmaz mı? Damla, bir su damlası değildi şimdi. Nasıl ki; ideali olan bir insan, sıradan bir insan değil, bir dâvâ adamıysa artık, bu su damlası da bir dâvâ eriydi. Ve boş yere akıp gitmeyecekti, erimeyecekti. Kendine yakışanı yapacaktı.
Günün en erken saatinde hayalini süsleyen duâlara durdu su damlası:
“Beni sellere katma, tufanlara çevirme! Rahmetini eriştir üzerime… Buharlaştırma, güneşin altında kurutma, bu yaprakta beni bırakma. Gökler ötesine al, yüce katına çıkar, arşından bir emir yetişsin: ‘Bu damla, bir deniz olsun.’ diye. Rahmet yüklü bir buluta bindir de, yağmur olup ineyim yeryüzüne. Bir göle karışayım, oradan nice damlacık kardeşlerimle beraber yol bulup bir çeşmeden akayım. Mü’min bir ağzın, bir bardaktan içerken dudağına değip, yapışayım içine, karışayım kanına, gözlerinde yaşayayım. Kâinatı, kalbinin gözbebeğinden seyredeyim o mü’minin. Ben bir küçük damlayım ama Sen büyüksün yâ Rab! Hayalimi süsleyen duâlarımı kabul eyle yâ Rab!”
Ve her duâ gibi, bu damlanın duâsı da yüce katına erişti yaratanın, kabul buldu.
Bir değil, milyon işlemden geçti. Bir bulutun içinden yağmur olup süzüldü. Rahmet olup düştü duâsını ettiği bir gölün üstüne. Oradan bir çeşmeye ulaştı, oradan da bir bardağa..
Damlanın yolculuğu bitmedi, bitmeyecek... O bir damla değil, bir denizdi. Duâsı kabul olmuştu. Bunca yaşadığı bize meçhûldü damlanın ama Yaratanına mâlumdu. Artık damla da biliyordu; bir mü’minin niyetinin amelinden hayırlı olduğunu.
Şimdi bize bir ders veriyor su damlası:
Ey Allah’ın kulu! Ben unutmadım aslımı, Yaratanımı; sen de unutma!
Selim Gündüzalp
ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ VE İNCELİKLERİ İLE İLGİLİ HADİSLER
Posted by Tespih Taneleri... in Hazine-i ilim

“Beş şey oruç tutan kimsenin sevabını giderir. Yalan söylemek, gıybet etmek, koğuculuk yapmak (laf taşımak),şehvet nazarı ile harama bakmak, yalan yere yemin etmek.”
Hadis-i Şerif
Ramazan Ve Takva Eğitimi Prof..Dr. Mahmud Es’ad Coşan
RECEP AYI
Hadis-i Şerif
Hadis-i Şerif
Hadis-i Şerif
Hadis-i Şerif
Regaip Kandili
Hadis-i Şerif
Her rekâtta bir Fatiha ve 3 kere Kadir ve 12 kere de İhlâs suresi okunur.
Sonra, secdeye gidilir. Secdede yetmiş kere “Sübbuhûn Kuddusûn Rabbü’l-melâiketi ve’r-Ruh”, secdeden doğrulunca da yetmiş kere “Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ tâlem fe inneke Ente’l-Azîzi’l-Âzam!” denir.
İkinci secde de böyle yapılır.
Regaip Gecesi namazını kılanların günahları; denizlerin köpükleri, kumlar, yağmur damlaları ve ağaçların yaprakları kadar çok, dağlar kadar ağır da olsa, bağışlanacağı gibi; kabre konuldukları ilk gecede de bu namazın sevapları yanlarına gelerek, kendilerinin her sıkıntıdan kurtulduklarını, kabirde yapayalnız ve ıpıssız kaldıkları bu sırada kendilerine arkadaş ve yoldaş olmak, duydukları korku ve tedirginliği gidermek için geldiklerini, Kıyamet gününde Arasat meydanında da kendilerini gölgeleyeceklerini ve yüce Allah’ın hayr ve rahmetinden uzak kalmayacaklarını güler yüz, tatlı ve açık bir dille onlara müjdeleyecekleri de haber verilmiştir.
Yavuz Bahadıroğlu
Şehirlerimize Mide Penceresinden Bakmak...
Posted by Tespih Taneleri... in Hayatin icinden...



Hüseyin KORKUT
Sen canımın içindesin, canımsa senden habersiz.
Dünya seninle dolu, dünya senden habersiz.
Gönlüm, canım nasıl bulsun seni? Çünkü sen.
Tümüyle gönüldesin, gönülse senden habersiz.
Senin izin hayalde,hayalin senden nasibi yok
Senin adın dildedir, dilse senden habersiz.
İnsanların senden haberi isimledir, izledir.
İsme, ize karşılık, hepsi senden habersiz..
Hz Mevlana
Hüseyin EREN
Kuşların, öterken zikrettikleri doğru mudur ? Cok Hos Yaaa!
Posted by Tespih Taneleri... in Hazine-i ilim

İmam-ı Begavi hazretleri, Kab-ül-Ahbar hazretlerinden nakleder:
(Ruh-ul-Beyan, Peyg. Tarihi Ans.)

Hz. Enes (radiyallâhu anh) anlatiyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölmek üzere olan bir gencin yanina girmisti. Hemen sordu:
"Kendini nasil buluyorsun?"
"Ey Allah'in Resûlü, Allah'tan ümidim var, ancak günahlarimdan korkuyorum" diye cevap verdi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da su açiklamayi yapti:
"Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birlesti mi Allah o kulun ümid ettigi seyi mutlak verir ve korktugu seyden de onu emin kilar."
Tirmizî, Cenâiz 11, (983); Ibnu Mâce, Zühd 31, (4261).


Dünyanın hasret, ölümün vuslat olduğunu öğreneceksin....Zamanla sığamaz olacaksın bu hasret diyarına ve duaların yetişecek imdadına...Bir gün, heybendeki dualarla Hakk'a yürüyeceksin...
Kalbimizi su-i zandan, ağzımızı gıybetten, nazarımızı tenkitten arındır. Canımızı birer ‘uyum kahramanı’ olarak al.Bizi sahabe kardeşliği gibi bir kardeşlikle şereflendir.
Habib’in sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında haşreyle…

Her şeyin çıkarsız ve sonunu düşünmeden yaşandığı yıllardı çocukluğum. Büyüdükçe sardı benliğimi bencilliklerim. Büyüdükçe kaybettim sahip olduğum hangi güzellik varsa. Ağlamalarımı unuttum ölmüş bir kuş yavrusu gördüğümde. Ya da özlemeyi babamı ve annemi uğurlarken gurbetin uzak kokulu diyarlarına.
Kısıtlı bilincim ve idrakim ile sığınıyorum her zaman beni yaratana. Çocukluğumdan bugüne geçen günlerin hızı ışıktan bile daha hızlı. Ben ne zaman büyüdüm ve ne zaman küçüldü, kirlendi dünya.
Ezan sesi yükseliyor minarelerden… Vakit öğlen ve bir çağrıdır bu. Ayaklarıma yapışan nefsim tutuyor ve oturtmaya çalışıyor beni yerimde. Oysa çocukken hemen koşardım namaza. O zaman bana hiç zor gelmezdi. Çünkü o zamanlar namaz bana farz değildi.
Misafirliği bitti hüzünlü duygularımın. Padişahın bize her gün hiç usanmadan ve eksiltmeden verdiği yirmi dört altınla geçiriyoruz günlerimizi. Elbet zamanı gelince soracak hesabını bizlere. Biz böyle mirasyedi gibi harcadığımız sürece bu güzel saatleri, hesabını ferah feza vereceğimizi düşünüyoruz. Biz gaflete düşmüşüz de kendimizi cennetlik zannediyoruz.
Yasin Duyan
HAKKIMDA

- Tespih Taneleri...
- O'nun (CC) adı ile dokunmalı Kelam'a, kaleme. Bunun için 'Bismillah' diye başlarız söze. Rahman'dan hepimize, Rahim'den yalnız bize gelenle yazarız. O'nun lütfu keremiyle, yalnız O'nu razı etmek üzere yazarız. Ruhumuz ve bedenimizle çeker Besmele'yi, dalarız özlere...
İLETİŞİM ADRESİ
Sevgili Dostlarim
Son Yorumlar
Facebook Grubum
Kategorilerim
- Hayatin icinden...
- Hikmet Damlalari
- Hazine-i ilim
- Icimden Geldigi Gibi...
- Siirler
- yasanmis hatiralar
- Ruha dokunanlar
- Tane Tane Istanbul
- Pasta ve Börek Tariflerim
- Duyurular
- Yemek Tariflerim
- Kitap Tavsiyeleri
- Allah dostlari
- Tebessum Ettirenler
- Ezgi ve İlahiler
- Mimlerim ve Ödüllerim
- Hayatın içinden
- Hayatın içinden...
- Tane tane İstanbul
Blog Arsivi
-
▼
2012
(194)
-
▼
Mayıs
(19)
- "Hiçbir Şey Olmadığımı Öğrendim"
- Osmanlı İslam Devleti (Mutlaka Okuyun)
- Eskiden Boyle Degildi...
- Perde Arkasi
- Christina Hoffmann
- Regaib Kandiliniz Mubarek OIsun...
- Bir Su Damlası...
- ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ VE İNCELİKLERİ İLE İLGİLİ H...
- Bıkkınlık ve Sabırsızlık Kaybettirir
- Şehirlerimize Mide Penceresinden Bakmak...
- Hayatın Efendisi Olmak... Zor Degil !
- Sevgili Genç Kardeşim
- Habersiz...
- Noktasız Sevgili
- Kuşların, öterken zikrettikleri doğru mudur ? Cok ...
- Kendini nasil buluyorsun?
- İmtihan Dünyası
- Öğreneceksin yüreğim...
- Misafir Duygular...
-
▼
Mayıs
(19)