Kadın cennetle yaratılan bir varlık.
Yaratılmasına sebep olan Hz. Âdem aleyhisselama eş oldu. Onunla yeryüzüne indirildi. Affa mazhar oldu. En büyük rütbe olan, annelik vasfını kazandı.
Zaman oldu peygamber olan eşinin dinini inkâr edip mâsiyette (günah işlemekte) Nuh aleyhisselamın hanımı oldu.
Zaman oldu peygamberleri reddeden Firavun'un eşi olup İslam'ın cennet kadınlarının hanımefendisi diye beyan ettiği Asiye oldu.
İmran'ın, kızını Allah'a adayan hanımı oldu. Allah'ın mucizesiyle babasız dünyaya gelen Meryem oldu. Musa'nın annesi olma şerefine nail oldu.
Hz. Muhammed (S.A.V)'in annesi Emine, hanımları Hatice ve Ayşe oldu.
Nice kadınlar, nice mertebelere eriştiler. İslâm üstünlüğü cinsiyetle değil takvada belirlenmiştir. Müslümanların kadınları:
Giyim kuşamda tesettürleriyle; Topluma evlatlar yetiştirmekle; Şuurlu Müslüman erkeklere hanımefendilik görevini yerine getirmekle en üstün vazifeyi şu içinde bulunduğumuz asra kadar olabildiğince kusursuzca yerine getirmişlerdir.
Ancak son bir iki asırdır Batılıların cerahatli "modern hayat" hastalığı Müslüman kadınları da pençesine aldı.
"Modern hayat" denilen anlayış Müslüman kadınların genleriyle öyle bir oynadı ki, eskinin güzide hanımlarını projektörle aramaya başladık.
Artık sokakta Müslim-gayr-i Müslim kadınları ayırt edemez olduk. Müslüman kadınlar (istisnaları hariç) evi dışındaki hayata mahkûm oldular. Artık çocuk yapmıyorlar. Yapanlar da doğurdukları çocukların iş hayatlarını etkilememesi için yavrularını kreşlere atıyorlar.
Beyine hizmet etmekten yüksünüyorlar ama patronlarına çay taşımaktan, onların emirlerine amade olmaktan zevk alıyorlar.
Dini ve kadına ait bilgiler yerine, diplomaya tapınırcasına ömürlerini hasrediyorlar. Mukaddesatına düşkün olmak yerine magazin haberlerinde ve dizilerde seyrettikleri gibi olma hayallerine kapılıyorlar.
İslami faaliyetleri bile magazinleştirip, doğum günleri, akşam oturmaları, mağaza mağaza gezmeleri, alış-veriş hastalıklarına öncelik veriyorlar.
Şimdi düşünüyorum: Acaba 21'inci asrın Türkiye'sinde doğan kızlarımız ülkemizde yukarıda beyan ettiğimiz hangi kadın şekliyle yaşayacak?
Tesettürüne bürünmüş, İslam'ın nuru ile nurlanmış, ruhlara hayat veren nefesiyle Hz. Meryem gibi mi?
Ya da biraz daha lüks yaşantı sürmek ve kendisini yabancı erkeklerin hizmetine ve gözlerine sunmuş kadın olarak mı yaşayacak?
Merak ediyorum doğrusu.
Mevlüt ÖZCAN
This entry was posted
on Pazar, Haziran 17, 2012
at 03:41
and is filed under
Hayatin icinden...
. You can follow any responses to this entry through the
comments feed
.
HAKKIMDA
- Tespih Taneleri...
- O'nun (CC) adı ile dokunmalı Kelam'a, kaleme. Bunun için 'Bismillah' diye başlarız söze. Rahman'dan hepimize, Rahim'den yalnız bize gelenle yazarız. O'nun lütfu keremiyle, yalnız O'nu razı etmek üzere yazarız. Ruhumuz ve bedenimizle çeker Besmele'yi, dalarız özlere...
İLETİŞİM ADRESİ
tesbihtanelerim@gmail.com
Sevgili Dostlarim
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Son Yorumlar
Facebook Grubum
Kategorilerim
- Hayatin icinden...
- Hikmet Damlalari
- Hazine-i ilim
- Icimden Geldigi Gibi...
- Siirler
- yasanmis hatiralar
- Ruha dokunanlar
- Tane Tane Istanbul
- Pasta ve Börek Tariflerim
- Duyurular
- Yemek Tariflerim
- Kitap Tavsiyeleri
- Allah dostlari
- Tebessum Ettirenler
- Ezgi ve İlahiler
- Mimlerim ve Ödüllerim
- Hayatın içinden
- Hayatın içinden...
- Tane tane İstanbul
Blog Arsivi
-
▼
2012
(194)
-
▼
Haziran
(20)
- Ölümü Yoksullara Yakıştıranlar
- Sahte Dindarlar
- Evliliğin İki Düşmanı ‘Kin’ ve ‘İnat’
- Eski Evler, Eski İnsanlar...
- KÖLESİ DAMADI OLDU
- Ahh Vefaa !
- Benim Güzel Ağacım...
- Çöp Kamyonu Kanunu
- “Yarının Gelmesini Düşünme”
- Kadın Modernleşince Kıyamet Koptu!
- ESTAĞFİRULLAH !
- Tevbe Anahtarı...
- Zahmetsiz Rahmet Yok!
- Ümit iste !
- Hayret Ediyorum!
- Bebeginiz Aglayarak mi Uyaniyor?
- Yaaanii !
- İtiraf Ediyorum!
- Dikenler
- Eyvah! Dünya Hastalığı Salgını!
-
▼
Haziran
(20)