İstanbul Sevdalısıyım  

Posted by Tespih Taneleri... in ,



















İstanbul gözlerimi saran ruhumun hapsinde
İstanbul gözlerin nazarlarını kıran şafakların kelepçesinde


İstanbul’a yapışan varlığım yansımaların esintisinde
Geniş ufukların tebessümü ile İstanbul her yanımda


İstanbul sevdalısıyım yarınların şafağında
İstanbul ahdesindeyim bugünlerin genişliğinde


İstanbul Akabesindeyim geçmişlerin izlerinde
İstanbul evladıyım zamanlarımızın yaşantısında soluk


İstanbul sevdalısıyım, ruhumdaki hicran senle dinmiş
Gül kokulu, bülbül ötüşlü, mavi perdeli kentim


İstanbul sevdalısıyım, bünyende hayatım senle kazınmış
Gönüllerle örtüşen bağrınla âdemlerin iltifatında


İstanbul sevdalısıyım, kalbimin sesinde senle yankılanmış
İstanbul kendisine süzülenlerin hecesinde


İstanbul kendisine sokulan noktaların işaretinde
İstanbul geniş ufukların çerçevesinde nefes


İstanbul kendisinde yaşayanların aynasında ses
Çiçek bahçeli, deryalarla serili, mavi kubbeli kentin


Sanat ve kültürle örülen insanlığın coşkusu
Ufuklarla örtüşen istikametinle gelişimin imzasında
İstanbul sevdalısıyım, varlığımızdan kapanışına kadar






Özkan Karaca







Benim Adım İstanbul  

Posted by Tespih Taneleri... in ,





















Istanbul benim şehrim
Aynaya yansıyan yüzüm
Istanbul benim şehrim
Durmadan kanayan yaram
Istanbul aglayan kadınım
Aldatan erkek
Istanbul aglayan kadınım
Aglayarak ürkek
Istanbul yorgun kollarım
Gece karanlıgım
Istanbul yorgun kollarım
Her zaman inandıgım
Istanbul benim adım
Kostantinadan sonraki
Istanbul benim adım
Olene dek baki
Istanbul yanan ateşim
Söndürülemeyecek kadar
Istanbul yanan ateşim
Omrümün sonuna kadar
Istanbul benim melodim
Geceleri dinledigim
Istanbul benim melodim
Aglayarak inledigim
Istanbul aglayan gözlerim
Islanan kirpiklerim
Istanbul aglayan gözlerim
Kopan ipliklerim
Istanbul anne kucagım
Nokta nokta bucagım
Istanbul anne kucagım
Olmazsa olmayacagım
Istanbul üzerimdeki sancı
Kıvranarak izledigim
Istanbul üzerimdeki sancı
Herkezden gizledigim
Istanbul benim adım
Kostantinadan sonra
Istanbul benim adım
1453 den sonra






Kubilay Tek





Sultan Şehir  

Posted by Tespih Taneleri... in ,



















İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem,
Bilir misin dostum İstanbul olur benim, benim şehzadem,
Ya İstanbul beni alır, ya da ben İstanbul'u alırım be diyen,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

İstanbul değil miydi, böyle asırlarca özlenen,
Söylesene, İstanbul değil miydi böyle asırlarca beklenen,
İstanbul Galata Kulesi’dir, Hezarfen Ahmet Çelebi diyen,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


İstanbul laleler kokar, İstanbul laledir bilir misin sen sen,
İstanbul Topkapı Sarayı’dır, kutsal emânetlere âmâdem,
Ben, ben İstanbul’u bilirim derim, başka bir yeri bilmem,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


İstanbul’um sadece yedi tepe midir, İstanbul kâlplerdedir,
İstanbul bir rüyaların şehridir, İstanbul’um asırlarca özlenir,
İstanbul'un fethinde, aşklar ne kadar, ne kadar da yücedir,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


İstanbul alınır, karanlık çağlar kapanır, yeni bir çağ açılır,
Asırlardır masum duran İstanbul, peygamberine kavuşur,
Bütün dünya İstanbul der, buradan, aleme ziyalar saçılır,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


Bütün dünya, İstanbul İstanbul der, İstanbul bir Lalezâr,
Bir başka İstanbul yok yok, İstanbul ebediyyen Gülizâr,
İstanbul, asırlardır bir ticaret merkezi, sanki ortak pazar,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


İstanbul'um Fatih demek, gemilerim karadan yürüyecek,
İstanbul alemin dürri incisidir, İstanbul hep yâd edilecek,
İstanbul Boğaziçi'dir, Avrupa Haliç'i Altın Boynuz bilecek,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


Fahri Kainat, İstanbul mutlaka fetholunacaktır, diyordu,
O ne güzel bir ordudur, ne güzel kumandandır, diyordu,
İstanbul’un manevi kumandanı, Eyyûb Sultan biliyordu,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


İstanbul önce Konstantiniyye, sonrası İslambol, İstanbul,
Beldet-üt-Tayyibe’dir, Derseâdet, Asitane, Aziz İstanbul,
Baktığın esrarengiz Kız Kulesi’ni, Üsküdar önlerinde bul,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


Fatih Topkapı’dan İstanbul’a girdi, Ayasofya’ya yürüdü,
Hocası Akşemsettin ise Ebû Eyyûb El Ensari’yi görürdü,
Bilir misin, Fatih bir dahi idi, döktürdüğü topları, Şahi idi,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.


Bir de bakacaksın ki, Ayasofya’da bir sabah vakti, mutlu,
Mahsun Ayasofya, senden ne kadar, ne kadar da umutlu,
Ayasofya, Sultan Ahmet Cami kardeş gibi, ikisi de kutlu,
İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.


Çamlıca Tepesinden seyredecek, İstanbul’u göreceksin,
Vallahi, ben İstanbul için ölürüm be, ölürüm! Diyeceksin,
Fethi Mübin aklına gelecek, isteseler cânını vereceksin,
İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.


Denizler mürekkep olsa, ağaçların elimde, hepsi kalem,
Seni nasıl överim gücüm yetmez Sultan Şehir Asitanem,
İstanbul’da olsam bile İstanbul’u özlüyorum, O bir tanem,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem...






Yusuf Önder Bahçeci



İSTANBUL  

Posted by Tespih Taneleri... in ,



Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul


                                                Adam sigarasını yaktı bir İstanbul dumanı

Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeye başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim iş, bu nasıl şehir
Şişede Istanbul, masada Istanbul
Yurusek yuruyor, dursak duruyor, sasirdik
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
Insan bir kere sevmeye gorsun, anladim
Nereye gidersen git, orada Istanbul...


                   Umit Yasar Oguzcan

Bir Başka Tepeden  

Posted by Tespih Taneleri... in ,




Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.


Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.


Nice revnaklı şehirler görünür dünyâda,
Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.



Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yâda
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.


Yahya Kemal Beyatlı

Siste Söyleniş  

Posted by Tespih Taneleri... in ,





















Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?


Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerde? Buğun saklıdır, neden?


Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;
Eylül sonunda böyledir İsviçre golleri.

Bir devri lanetiyle boğan sairin Sisçi.
Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi.

Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;
-Örtün! Muebbeden uyu! Ey sehr! -O beddua...

Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;
Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.



Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.


Hüznün, ferahlığın bizim olsun kisin, yazın,
Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.




(Yahya Kemal Beyatlı)

Seni Seviyorum İstanbul...  

Posted by Tespih Taneleri... in ,

          Istanbul'u seviyorum. Bir sehir butunuyle ancak bu kadar  insanin benligine nufuz edebilir. Kisiligini yansitabilir, ruhuna ayna tutabilir. Istanbul'u seviyorum, cunku her semtinde Osmanli'nin izlerini tasiyor. Her tarafta Fatih'in aynasi var. Fatih ki Istanbul'u bize emanet birakirken Rumeli hisarini da sahit birakmis sanki. Nasil da yillara meydan okur gibi dimdik duruyor hala...
        Dun gece yarisi soyle bir tur attik bogaza dogru saat bir sulariydi. O yollar bombos, her yer sessiz ve sakin, karsi taraf pirlanta bir kolye gibi isil isildi. Allah'im ne guzellikler yarattinda istifademize sundun ne kadar hamdetsek az. Ayasofya topkapi sarayi elimi uzatsam tutacak gibi oylesine yakin ve net gorunuyordu ki, hemen onumdede Kiz Kulesi inci bir yuzuk gibi bogazda yerini almis. Hayran olmamak mumkun degil. Benim cocuklugum hep bogazda, orda ki parklarda gecti. Rabbim bin kere razi olsun babacigim yorgun argin isten gelirdi hic usenmeden her gece caya bogaza getirirdi. O da Istanbul'u cok sever.
     Ah Istanbul seni gercekten cok seviyorum. Insanlari sana zarar vermeleri cok canimi yakiyor. Peygamber efendimiz(sav)'in mujdesi, Fatih'in emanetisin bize ama  sahip cikamiyoruz. Eminim sende cok uzuluyorsun, dua edelim insallah Yaratan seni korusun. Insanlar daha fazla zarar vermesin sana, ellemesinler, yikmasinlar artik...
     Ne kadar kirpsalarda her tarafindan hala guzelsin merak etme hala herkes hayran sana. Dunyada senden guzeli yok ki zaten. Mevlam seni bagrinda misafir ettigin mubarek Eyup Sultan Hazretleri gibi daha nice sahabiler ve Allah dostlarinin hurmetine koruyacak insallah. Benim dualarim seninle Istanbul'um...
    
    Nelerden arda kalmistir dila dunyayi soyletsen
    Kimi cemdir kimi dara yatan mevlayi soyletsen...
     

Aziz Mahmud Hudai Hazretleri  

Posted by Tespih Taneleri... in


Merhaba arkadaslar, dun hic aklimda yokken kendimi Aziz Mahmud Hudai Hazretlerinin yaninda buldum. Eskiden benim her cuma gunum burda gecerdi. Simdi iste boyle mubarek cagirdikca nasip olunca ummadigim anda bir bakiyorum ki ordayim. Elhamdulillah gonuller bir nacizane. Oraya hic gittiniz mi bilmiyorum ama muthis manevi havasi vardir. Bir bu, bir de Eyup Sultan Hazretleri Istanbul'un kandilleri gibidirler. Istanbul'da olupta istifade etmemek hakkaten buyuk kayip bence.

Aziz Mahmud Hudai'yi ziyaret ettikten sonra camisinde cemaatle ikindiyi kildik. Bol bol dualar ettik. Rabbim kabul buyursun insallah. Oyle guzel, oyle tatli, oyle huzurlu ki orasi sizinde yasamanizi cok isterim.
Kucucuk kucucuk odaciklari vardir, cekilirim bir kosesine kah huzurdan ferahlarim ucacak gibi olurum, kah huzunlenir saatlerce aglarim, gidince sanki ben benlikten cikiyorum, sanki farkli bir boyutta sadece Allahu teala ve sevdikleri ile birlikteyim, gozum baska hic bir sey gormuyor. Keske hayatimizin her aninda boyle hissedebilsek, ihlasli bir sekilde yasayabilsek...

Sevenleri icinde duasi var mubaregin paylasayim sizin icin;

''Sagligimizda bizi, vefatimizdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve turbemizin onunden gectiginde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde bogulmasin, ahir omurlerinde fakirlik cekmesin, imanlarini kurtarmadikca olmesin.''

Duaya bakin ya amin diyelim yurekler cossun. Rabbim umdugumuzu buldursun...
Aziz Mahmud Hüdayi (Aziz Mahmud Hüdayi Kimdir? - Aziz Mahmud Hüdayi Hakkında)

Osmanlı devri İstanbul velîlerinin büyüklerindendir. Asıl adı Mahmûd'dur. "Hüdâyî" ismi ve "Azîz" sıfatı kendisine sonradan verilmiştir. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri'nin neslinden olup, "seyyid"dir. Bunu ilâhîlerinin birinde:

Ceddim ü pîrim sultan

Sensin yâ Resûlallâh

diyerek kendisi de ifâde eder.

Koçhisar'da doğmuş, çocukluğu Sivrihisar'da geçmiştir.

O, bir asra yakın ömür sürmüş ve sekiz pâdişâh devrini idrâk etmiş bir gönül sultanıdır. Asrında, gerek eserleri, gerekse sohbet, irşâd, vaaz ve nasîhatleri ile ümmet için bir feyiz kaynağı olmuştur.

İlim, tasavvuf ve edebiyat sahalarında parlak bir hüviyete sahip bulunan Hüdâyî Hazretleri, mâneviyat rehberleri arasında müstesnâ bir mevkii hâizdir. O, kuruluş yıllarında Şeyh Edebali Hazretleri'nin yapmış olduğu kıymetli irşâd, hizmet ve faâliyeti, aynı aşk, vecd ve heyecanla yürütebilen nâdir bir mânevî şahsiyettir. Allâh rızâsı istikâmetinde ihlâs, samîmiyyet ve gayret üzere hareket eden Hüdâyî Hazretleri, sahip olduğu zâhirî ve bâtınî liyâkat sebebiyle de hem pâdişâhların hem de bütün teb'anın sevdiği bir Hakk dostu olarak tebârüz etmiştir.

Osmanlı'nın yükselişten yavaş yavaş duraklamaya doğru seyir takip eden bir devrinde yaşayan Hüdâyî Hazretleri, bir yandan sultanlarını âdil, gayretli ve mâneviyat bakımından zinde olmaları için büyük himmetler sarfetmiş, bir yandan da birtakım kargaşadan bunalan devlet ricâlinin ve halkın gönül yaralarını âdetâ hâzık bir hekim gibi sarmasını bilmiştir. Bundan dolayı hemen herkes, onun sohbet, irşâd ve hizmet sofrasına koşarak ferahlamış; dergâhı, bir seâdet ve gönül mekânı olmuştur.

Gerçekten onun devri, seâdetle felâketin birbirini takip ettiği çileli bir zamana rastlamaktadır. Zîrâ siyâsî bakımdan gittikçe artan ve ictimâî bünyeyi de son derece sarsan çalkantılar, bu devirde görülmeye başlamıştır. Askerdeki disiplin ve nizamın sarsılıp bozulmasının fecî bir surette II. Genç Osman'ı katletme derecesine ulaştığı ve IV. Murâd'ın tahtının önünde sadrazamı Hâfızlarının tahta bile bulaşmış olduğu düşünülürse, o günlerin siyâsî ahvâli daha iyi anlaşılır.

İşte böyle çalkantılı bir devirde İslâm tasavvufunun tesellî edici nefhasıyla Hakk'ın ve hakîkatin sesine çağıran Hüdâyî Hazretleri, dergâhına diğerlerine nazaran çok farklı bir hüviyet kazandırmıştır. Öyle ki, devlet idâresinde azl ve nefyedilen kimselerin ve cemiyette zuhûr eden anarşinin önünden kaçanların yegâne sığındıkları yer, onun dergâh-ı şerîfi olmuştur. Nitekim Halil Paşa, Dilâver Paşa ve Ali Paşa gibi zevât, başları her dara düştükçe bu dergâha sığınmışlardır. Bu yönüyle Hüdâyî Hazretleri'nin dergâh-ı şerîfi, kimsenin zarar ve ziyânının erişemeyeceği, günümüz tâbiriyle bir nevî dokunulmazlığı olan emîn bir mekân hüviyetine bürünmüştür. Denilebilir ki, o zamanlar Osmanlı mülkünde bu mekândan başka hiçbir dergâh, bu kadar nâil-i hürmet ve ihtirâm değildi.

Burada Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri'nin böyle bir makama hâiz oluşu ve sahip bulunduğu müstesnâ liyâkati elde edişinin nasıl tahakkuk ettiği üzerinde hâssaten ve dikkatle durmak gerekir. Zîrâ onu bu kemâle ulaştıran metod, aynı yolda yürüyenlere müstesnâ bir nümûne-i imtisâldir.
Bir siirinide aktarayim;

Tâbi-i şeytân olup fitne vü şirret neden?


Hakk'ı koyup bâtıla meyl ü muhabbet neden?


Râh-ı salâha gidüp sulh u sülûk ehli ol


Nefse uyup herkese hiddet ü şiddet neden?

Friko (Nescafeli muhallebi)  

Posted by Tespih Taneleri... in



Yine bugun sizinle cok begenilen bir tarifi daha paylasacagim. Sohbet gunumde cok tatli bir arkadasimda yemistim hemen tarifini aldim. Kendisi Cin'de 5 sene kalmis, sonrada Turkiye'ye yerlesti bir sure simdide Amerika'da yasiyor.Kendisi bayagi becerikliydi. Bana degisik geldi lezzeti epeyde tutuldu. Misafirlerimin istegi uzere soframin vazgecilmez tatlisidir.

Malzemeler:

1 kilo sut
1 su bardagindan bir parmak eksik un
3 yemek kasigi kakao
8 kasik seker
100 gr margarin
1 paket kakaolu biskuvi
1 bucuk yemek kasigi nescafe

Sutu bir kaba bosaltalim ve icine sekeri, unu, kakaoyu koyup mikserle iyice cirpalim. Orta ateste kaynayana kadar pisirelim. Sonra margarini ekleyip 5 dk daha pisirin. Atesten alin ve nescafesini ekleyin ve hafif soguyana kadar en az15 dk mikserle cirpin. Orta boy bir borcami islatip suyunu suzun,
muhallebinin yarisini borcama dokun, bikuvileri sutle islatip uzerine dizin, kalan muhallebiyide uzerine dokun. Sogumaya birakin. Uzerini dilediginiz gibi susleyebilirsiniz, mesela hindistan ceviziyle...

Afiyet Olsun Canlar...

Yorgunum Dostlar  

Posted by Tespih Taneleri... in


Dokunmayin dostlar
Uzak durun ne olur
Oylesine yanan bir yurek tasiyorum ki
Zemheri bir kor gibi
Korkuyorum yakmaktan
Dokunmayin dostlar ne olur
Oylesine canim yaniyor ki urkuyorum
Yarali bir serce misali
Sormayin ne olur, ne diyecegimi bilemem ki
Korkuyorum kirmaktan
Oylesine kirik ki kalbim, paramparca olmus bir cam misali
Anlatamam icimi, yansitamam ruhumun bitap aynasini
Tarif edemem savrulmuslugumu, hayat firtinasinda
Dokemem etegimde ki sararmis solmus yapraklarimi
Oylesine yoruldum ki
Suzemem kelimelerimi mana suzgecinde
Anlamini yitirmis sanki hersey hissettiklerimin karsisinda
Paylasamam yalnizligimi kimseyle
Ortak edemem kimseyi bu buhrana
Sessizligin cigliklarinda sagir olmus kulaklarim
Duyamam ki hic bir seyi, anlamam ki soylediklerinizi
Oylesine yorgunum ki dostlar
Dokunmayin ne olur...
Husna

Related Posts with Thumbnails
Site'de Kaç Kişiyiz