Hicri Yilimiz Mubarek olsun...Sene Basi Dualari...  

Posted by Tespih Taneleri... in





Muharrem ayının birinci gününde(hicri yılın ilk günü) muhakkak oruçlu olmak lazımdır bu sene işlenecek günahlardan korunmak ve işlenecek günahlarında afvedilmesi için.

Muharrem ayının ilk gecesi akşam ve yatsı arası 2 Rekat namaz kılınır;
Niyet: "Ya Rabbi bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi hakkımızda mübarek kılman; Afv-ı İlahine mahzar kılman dünyevi ve Uhrevi saadetlere nail eylemen için ALLAH'u Ekber…"

Her rekatta: Sübhaneke'den sonra 7 Fatiha 7 Ayet-el Kûrsi 7 İhlâs okunur.
Namazdan sonra

11 defa; "Lâ İlahe illALLAHü vahdehu lâ şerikeleh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumit ve hüve Hayyul lâ yemüt biyedihil hayr ve hüve âla külli şey-in kadir." 11 defa; İstiğfar 11 defa; Salavat-i Şerife okunup Geçmiş senenin günahlarının afvı gelecek seneye günahsız girmek için dua edilir.

Muharrem ayının ilk günü her birinde besmele ile 1000 İhlâs-ı Şerif okuyanları Cenab-ı Hakk lütfu Keremiyle huzuruna bu âlemden kul borcu ile götürmeyecektir. Gecesini de ibadetle ihya etmek lazımdır.

Muharrem ayının ilk gecesi şu niyetle tesbih namazı kılmak gerekir.
Niyet: "Ya Rabbi bu sene beni Mağfiret-i İlahine Rıza-i İlahine mahzar eyle. Yeni açılan amel defterimi Rıza-i İlahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasib eyle.Beni Gadab-ı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur.ALLAH'u Ekber."

1. Rekatta: 1 Fatiha 1 Ayet-el Kûrsi
2. Rekatta: 1 Fatiha 1 Amene'r Rasûlü (Mümkünse Sûre-i Al-i İmrân'ın ilk iki Ayeti Kerimesi ilave edilerek)
3. Rekatta: 1 Fatiha 1 HüvELLAHüllezi (Yani Haşr Sûresinin son 3 ayeti)
4. Rekatta: 1 Fatiha 1 İhlas'ı Şerif (Namazdan sonra istiğfar edilir ve Salavat-ı Şerife getirilerek dua edilir.)

Muharrem ayının birinci gününden onuncu gününe kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. günü aşure pişirmek lazımdır. "Muharrem'in onuncu günü olan Aşure gününe kadar oruçla geçiren Firdevs-i Âlâ'ya(En Kıymetli Cennet) varis kılınır."Hadis-i Şerif

"ALLAH'u Teâlâ C.C. ; Aşure gününü oruçlu geçirene; 1000 Hac 1000 Umre ve 1000 Şehid sevabı yazar ve kendisine doğu ile batı arasındakilerin ecri verir. Bu kişi Hz. İsmail'in (A.S.) çocuklarından 1000 köle azad etmiş gibi olur. Kendisi adına Cennet'te 70.000 köşk kaydedilir.Ve ALLAH C.C. ONUN CANINI CEHENNEME HARAM KILAR.

Rivayete göre "Aşura gününü oruçlu geçirene 10.000 Melek sevabı verilir. O gün İhlâs Sûresini 1000 kere okuyana ALLAH'u Teâlâ C.C. Rahmet nazarı ile bakar ve o kişi Sıddıklardan yazılır"

Muharrem ayının ilk Cuma gününü (tek tutulmaz Perşembe yada Cumartesi günü ile tutmak gerekir) oruç tutanın geçmiş günahları afvedileceği bildirilmiştir. ("Muharrem ayının ilk cumasını oruçlu geçirenin geçmiş günahları afvolunur." Hadis'i Şerif Enes'den) (Perşembe-Cuma-Cumartesi tutmak ise günahlara kefaret olur ve 900 sene ibadet sevabı kazandırır.)

Bu ay içinde herhangi bir Cuma günü önceki ve sonraki günüyle beraber (Yani Perşembe Cuma Cumartesi) oruç tutana 900 sene ibadet sevabı verileceği bildirilmiştir. ("Her kim haram aydan üçgün Perşembe Cuma ve Cumartesini tutarsa ALLAH C.C. ona 900 sene ibadet (sevabı) yazar." Hadis'i Şerif / İbn-i Şahin İbn-i Asâkir İhya(İmam-ı Gazali) Gunye(A.Kadir Geylani) )

Ayrıca Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç bu ayda tutlan oruçtur. "Her kim Muharrem'den bir gün oruç tutarsa ona hergüne karşılık otuz gün (oruç sevabı) vardır." Hadis'i Şerif Taberani

Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere 2 rekatta bir selam vererek 6 rekat namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arası kılınabileceği bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Niyet: "Niyet eyledim Ya Rabbi Senin Rıza-i Şerifin için namaza Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için ALLAH'u Ekber…"

1. Rekatta: 1 Fatiha 1 Ayet-el Kûrsi 11 İhlâs'ı Şerif 2. Rekatta: 1 Fatiha 10 İhlas'ı Şerif
3. Rekatta: 1 Fatiha 1 Tekâsür Sûresi 11 İhlâs'ı Şerif 4. Rekatta: 1 Fatiha 10 İhlas'ı Şerif
5. Rekatta: 1 Fatiha 3 Kâfirun Sûresi 11 İhlâs'ı Şerif 6. Rekatta: 1 Fatiha 10 İhlas'ı Şerif (Namaz kılındıktan sonra dua edilir.)

Bu ayda ve her zaman ALLAH'u Teâlâ dille ve kalple devamlı zikredilmelidir. ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en büyük ibadettir. Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla " "ALLAH'I ANMAK ELBETTE EN BÜYÜK (İBADET) TİR." ANKEBUT/45 "

Senebaşı duaları üçer defa okunur.

SENE BAŞI DUASI: (Muharrem'e girildiği akşam ezanı vakti ezandan hemen sonra okunacak dua.)




Her kim Muharrem'in evvelinde;
"Ey ALLAH'ım C.C. ! Sen Ebedi ve Kadimsin. İşte bu yeni senedir ben Senden bu sene şeytan ve dostlarından korunmayı kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı yardım ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul olmayı isterim. Ey Kerem Sahibi kabul eyle! " derse şeytan: "Biz bu kişiden ümidi kesdik" der ve ALLAH C.C. ona kendisini sene boyunca koruyacak iki Melek görevlendirir. (Hadis'i Şerif Kaynak: Alemle Safûrî Nüzhetü'l-mecâlis 1/156)


ÖNEMLİ NOT: Dinimize göre gece önce gelir gün sonra gelir. Hesaplarımızı ona göre yapalım. Yani Perşembe günü akşam ezanı okunduğunda Cuma gününe giriyoruz ertesi gün akşam ezanı okununca Cuma günü bitiyor.14 Kasım Çarşamba günü akşam namazıyla birlikte yeni yıla giriyoruz.

Biz Boyle Degildik !  

Posted by Tespih Taneleri... in



                                                            Biz boyle degildik yaa !
                                    Bu yuzden de cok ozluyorum eskiyi, eski olan herseyi...
                     Eskiden kalma, hani deriz ya eski toprak insanlarla konusmayi cok ozluyorum.
    Allah'im eski huzurumuzu, kucucuk seylerden mutlu oldugumuz o gunleri tekrar yasamak
                                                       nasip etsin insaallah... amin
            

APTALIN ÖYKÜSÜ  

Posted by Tespih Taneleri... in


Adamın biri, halinden yakınır dururmuş:

"Çalışıyorum, didiniyorum ancak geçinebiliyorum. Üstelik yalnızım, kimim kimsem yok..."
Böyle mutsuz mutsuz sızlanıp dururken, bir karar vermiş. Yollara düşüp bir melek bulacak, halini anlatıp ondan bu haksızlığı düzeltmesini isteyecekmiş. Yola koyulmuş. Dağda bir kurda rastlamış.
Ayakta zor durabilen, bir deri bir kemik kalmış kurt, adama yaklaşmış, nereye gittiğini sormuş. Adam derdini anlatmış,
"Bir melek arıyorum. Onu bulup bana yapılan haksızlığı düzeltmesini isteyeceğim..."

Bunun üzerine kurt, "Bana da bir iyilik yapar mısın" demiş, "Ben de gece gündüz dolaşıyorum, bir lokma yemek zor buluyorum.

O meleğe benden söz et, böyle açlıktan öleyazmış kurt da olur muymuş diye sor..."
Adam yola koyulmuş. Çok geçmeden karşısına güzel bir kız çıkmış. Kız da ona nereye gittiğini sormuş. Melek hikâyesini dinledikten sonra adamın ellerine sarılmış:
 "Yalvarırım o meleğe benim durumumu da anlat. Gencim, güzelim, zenginim, her şeyim var ama çok mutsuzum. Mutluluğa ulaşabilmek için ne yapmam lazım, ne olur o meleğe sor..."

Adam, melekle konuşacağına söz vermiş ve yola devam etmiş. Yorulduğunda dinlenmek için bir ağacın altına uzanmış. Çevre yemyeşilmiş ama bu ağacın neredeyse bir tek yaprağı bile yokmuş.

Tabii ağaç, durumuna çok üzülüyormuş. Dert yanmaya başlamış:
"O meleği bulduğunda benden de bahseder misin. Bak, nasıl da bereketli bir toprak üzerindeyim.

Bütün ağaçlar yaprağa, meyveye boğulmuş. Benimse hiçbir şeyim yok. Diğerleri gibi olmak için ne yapmalıyım, meleğe sorar mısın?"
Adam, ağaca da "Peki" demiş ve yoluna devam etmiş...

Nihayet, meleği bulmaktan umudunu kesmiş, vazgeçmek üzereyken melek karşısına çıkıvermiş...

Adam derdini anlatmış, melek adamı dinlemiş ve "Tamam, tamam!" demiş.
"Zengin ve mutlu olabilmen için sana bir şans veriyorum. Şimdi geldiğin yoldan git, evine dön."
Meleğin bu sözleri üzerine rahatlayan adam kurdun, kızın ve ağacın ricalarını hatırlamış ve meleğe onları da anlatmış.
Melek onlar için de birşeyler söylemiş. Adam bunları da bir güzel dinlemiş
ve dönüş yoluna koyulmuş. Ağacın yanına geldiğinde meleğin söylediklerini aktarmış:
"Köklerinin tam yanında gömülü altın dolu bir sandık varmış. Bu yüzden beslenemiyormuşsun. Beslenemediğin için yaprağın ve meyven yokmuş. Sandık çıkarılırsa senin de meyven ve yaprağın olacak."
 "Yaşasın!" demiş ağaç:
"Çabuk orasını kaz ve o sandığı çıkar!"
"Hayır" demiş adam,
 "Melek bana kendi şansımı verdi. Evime dönmem lazım..."
Ve yoluna devam etmiş.

Genç kız bıraktığı yerde onu beklemekteymiş. Adamı görünce koşmuş ve "Melek
ne dedi?" diye sormuş. "Sevinçlerini ve acılarını paylaşabileceğin birini bulup da evlenirsen bütün dertlerin hallolacak, mutlu olacaksın"* demiş adam.
O zaman kız, "Hadi seninle evlenelim, mutlu olmaya çalışalım!" diye atılmış. Adam, "Hayır" demiş. "Buna zamanım yok. Melek benim şansımı verdi, bir an önce eve gitmeliyim.Sen de kendine başka bir koca bul artık..."


Çok geçmeden o bir deri bir kemik kurt çıkmış karşısına. Kendi şansını
bulmak için evine gittiğini, acelesi olduğunu söylemiş. "Peki ya ben!"demiş kurt,

"Benim için ne dedi? Onu söyle ve git!"
"Senin için söylediğini ben anlamadım" demiş adam; "Melek dedi ki, o kurt, yiyecek bir aptal bulamazsa aç susuz dolaşmaya mahkûmdur."
Kurt, "Ben çok iyi anladım" demiş ve aptalı yemiş.

Hayatimda ki noktalama isaretleri..  

Posted by Tespih Taneleri... in





 
Ben bir parantez actim hayatima.
Icine ne yazdim sormayin.
Yazdiklarim benim, yaptiklarim sizindir.
 
Ben bir unlem koydum hayatima.
Neresine diye sormayin.
Sastiklarim benim, kabul ettiklerim sizindir.
 
Ben bir virgul koydum hayatima.
Durdugum yer benim, gittigim yer sizindir.
 
Ben bir tirnak koydum hayatima.
Icindeki benim, disindaki sizindir.
 
Ben bir nokta koysam hayatima.
Olum benim, hayat sizindir.

Beni Almaya Geldim..  

Posted by Tespih Taneleri... in

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Hayırlı Bir Eş Allah'ın Kuluna Bir İkramıdır...  

Posted by Tespih Taneleri... in ,




 
Kimse ayrılmak için evlenmez elbette. Mutlu bir yuva kurmak, eşiyle "bir yastıkta kocamak", çoluk çocuğa karışmak hayalleriyle başlar evlilikler.


Evliliğin temel nedenlerinden birisi olan sevgi saygıya dönüşmediğinden zamanla eşler birbirlerinden fersah fersah uzaklaştıklarının farkına bile varmazlar. Oysa eşleri Allahu Teala birbirlerine emanet etmiştir.
 
Eşlerin aralarındaki ilişkisini muhabbet ve rahmete vesile eylemiştir. Rûm suresi 21. ayette "Ve O'nun ayetlerinden olarak sizin için zevceler yaratmıştır ki, onunla sukûn bulasınız.
Ve sizin aranızda sevgi ve rahmet kıldı...".
 
Ayette anlaşıldığı gibi eşler birbirlerine huzur verici olmalıdırlar, aralarında sevgi ve merhamet bulunmalıdır. Sevgi ve merhamet ile birbirlerine muamele eden ve saygıda kusur etmeyen eşler hayalini kurdukları "bir yastıkta kocama"yı başarırlar.
 
Aksi durumda ise sadece duygular değişip, sinirler gerilmekle kalmamakta evlilik de yavaş yavaş anlamını yitirmeye başlamaktadır. Halbuki eşlerden bir tanesi derin bir nefes alıp 'ben ne yapıyorum eşim bana bir nimet olarak verildi. Oysa ben onun kalbini kırıyorum' diye düşünüp sadece ilgi ve sevgisini biraz arttırsa çok şeyler düzelecek, belki de yıkılmakta olan bir yuvayı tekrar ayağa kaldıracaktır.
 
Fakat her nedense anlamsız bir çekişme, nefislerin ağır basmasıyla eşten üstün görünme ve onu bastırma vs. dürtüleri bazen fındık kabuğunu bile doldurmayacak meseleleri büyütmekte tabir yerinde ise pireyi deve yapmaktadır.


Çalışan eşin "iş arkadaşları"na gösterdiği ilgi ve inceliği eşine göstermemesi önemli bir sorundur. Neden iş arkadaşı ya da çevresi eşinden daha önemli olsun ki? İlginin azalması iki taraf için de oldukça üzücü ve sıkıntı verici bir durumdur.
Bazen de aile büyüklerinin müdahalesi eşleri yorar evliliği içinden çıkılmaz kaosa sürükler.


Özellikle erkekler ilgisizliği hep bahane ederek gözünün dışarıda olmasına kılıf olarak sunarlar. Oysa ilgisizlik karşılıklı olur genelde ve bir başladı mıydı da sonu ayrılığa kadar gidebilir.
 
Hayırlı bir eş olmaya çalışmak en azından karşımızdaki kişinin eşimiz olduğunu sürekli aklımızda tutmamız bile pek çok tartışmayı başlamadan bitirebilir.
Son zamanlarda sosyal medya denilen ve kişilerin kendilerini olduklarından farklı gösterdikleri ortamlar da eşler için gizli bir tehlikedir.
Kendini mutsuz hisseden eş karşısında kendisini anlayan ve sürekli hoş cümleler kuran birisine rahatlıkla kanmakta ve ne yazık ki pek çok yuva bu yüzden olmadık sıkıntılar yaşamaktadır.
 
Unutmayalım hayırlı bir eş Allah'ın kuluna bir ikramıdır, hayırsız eş ise dünyanın en ağır imtihanıdır.


Minik bir tebessüm


Tektaş pırlanta
Evlilik törenlerinde takılan yüzük aradan yıllar geçince aşındığından kadın kocasından yeni bir yüzük almasını istemiş,
 
- Ama bu sefer pırlanta olsun..! demiş şımarıkça.
 
Birlikte gittikleri kuyumcuda tezgahtar delikanlının önerdiği yüzükleri beğenmeyen kadın:
 
- Yaşlandım artık yavrum, demiş. Görebileceğim irilikte olsun taşları.
Dükkanın kenarında çaresizlikten büzülmüş vaziyette duran kocaya acıyan tezgahtar şöyle demiş;
 
- Karışmak bana düşmez ama önce bir gözlük alsanız ve konuyu biraz daha ucuza çözseniz daha mantıklı olmaz mı?!
 
Kıssadan hisse: Eşler birbirlerinin halinden anlamalıdırlar.
Diğerini sıkıntıya sokacak bir durum neticede ikisinin de aynı zorluğu yaşamasına sebep olacağından her zaman orta yol en akıllıca çözümdür.


Mustafa YILDIRIM

Gercekten Tevbe Etmek istiyor muyuz?  

Posted by Tespih Taneleri... in


GERÇEKTEN TEVBE ETMEK İSTİYORSANIZ

Tevbe, İslâmi ıstılahta hatadan, yanlış ve yasaktan, haramdan ve günahtan vazgeçme manasına kullanılır. " İstiğfar" ise; Allah'a tevbe dilekçesi arz etmek demektir. Bu sebeple çok kere bu iki mefhum/kavram "tevbe istiğfar" şeklinde olmak üzere birlikte kullanılır. Tevbenin sözde kalmayıp öze intikali için bazı safhalardan geçmesi icab eder.

Birinci safha; günahın ciddi manada tesbiti safhasıdır. Yani, insan yanlış ve hatasını anlamış, bunu da not almış ve tesbit etmiştir.

İkinci safha; hatadan rücû/vazgeçme arzu ve iradesinde yoğunlaşma ve samimi pişmanlık konusuna ağırlık verme safhasıdır.

Üçüncü safha ise; bir daha bu hata ve günaha dönmemek için, zihni planda yapılan hazırlık safhasıdır ki, buna iradeyi güçlendirme devresi de denilebilir.

Bundan sonra sıra; pişmanlık dilekçesini Allah Teâlâ Hazretleri'ne vermeye gelecektir. Bu konuda hiçbir vasıta olmaksızın "abd"/kul olmanın aczini itiraf ederek ve Allah'ın yardımına güvenerek samimiyetle yola çıkılırsa; bağışlanma ve azabın kalkması kesindir. (bkz.Zümer Sûresi, Âyet 53 ve Enfal Sûresi, Âyet 33)

Buna karşılık hatada ısrar ve günahı küçük görme, sıkıntıyı arttırır ve affı zorlaştırır. Hele; "bunda ne var, herkes yapıyor, şartlar mecbur ediyor, başka alternatif mi var?" ve benzeri ifadeler ise, geleceği büsbütün karartır.
Nelerden tevbe etmemiz gerektiğini şöyle bir sıralarsak, hem günah envanteri tesbiti yapmış, hem de gerçek tevbenin birinci safhasına adım atmış oluruz:

Mesela dedikten sonra, hatırımıza gelişe göre sıralayalım:

1- Konuları, ezbere ele almak yerine onlara "kitâbî" yaklaşım sergilersek, bir diğer ifade ile " kaynaklarımıza" başvursak,

2- Her şeyi bilirlik taslamak yerine; istişareyi ve tek adamın fikri yerine "Şûrâ"yı ikame etsek,


3- "Ne derler?" endişesi veya birilerine şirin görünmek kaygısıyla hareket etmek yerine, "Allah ne der?"den yola çıkıp, Kâinatın Sahibi"ne şirin görünmeyi tercih etsek,


4- Her hususta dünyalık hesap yapma alışkanlığını terkle, âyette emrolunduğu gibi ahiret hesabı peşinde koşsak, (bkz.Kasas Sûresi, Âyet 77)


5- Yanlış bir anlayış ve sakat bir metotla Hristiyan ve Yahudilere "diyalog" yerine, öncelikle Müslüman kardeşlerimizle "diyalog" kursak,


6- Ramazan-ı Şerif'i eğlence mevsimi haline getirme vebalinden, iftar ve sahur programlarını sulandırmaktan vazgeçsek,


7- Camii avlusunda bile müzik yayını yapacak kadar müzik kolik olmaktan, lokantada, markette, iftar ve sahurda "müzik de müzik" diye tutturmaktan uzaklaşsak,


8- Tesettür adı altında, esasla hiçbir ilgisi olmayan tuhaf hallere bürünmekten, sözde tesettürü ile herkesin huzurunda, yanındaki erkekler (isterse nikahlısı veya eşi olsun) lâubali davranışlar sergilemekten ve başka dünyaların insanlarını taklid kompleksinden kurtulabilsek,


9- Dosta da yabancıya da; inanmadığı halde kavuk sallamaktan, iki yüzlü davranıştan ve hatta yalakalıktan cayabilsek,


10- Tenkid, tazyik ve tehdidi gördüğünde, bize ait her şeyi inkar etme ve direnç gösterememe zavallılığından nefsimizi âzâd edebilsek,

11- Ağzımızdan çıkan hayırlı sözlerin ve ortaya koyduğumuz güzel amellerin, attığımız hayırlı adımların arkasında dimdik durabilsek,

12- Şu veya bu gerekçe ile batıl yolun yolcusu kabul ettiklerinin sırtını sıvazlamaktan ve hatta destek olma cinayetini işlemekten vazgeçebilsek,

13- Aslını bilmediğimiz, suçlanan şahsın kendisinden bizzat duymadığımız bilgi ve haberlerin yaygarasını yapmayı terk edebilsek,

14- Lükse, konfora, israf ve tatil düşkünlüğüne paydos diyebilsek.

15- Namazlarımızı geleneksel olmaktan çıkarıp, her saniyesinde Allah’ın huzurunda olduğumuzu ve okuduğumuz her cümleyi Allah’ın dinlediği şuuru ile kılabilsek mesele bitecek ve gerçek tevbe sahibi olacağız inşallah.

Tevbe etmemiz gereken hususlar elbette bunlarla sınırlı değildir. Ancak, arifane ifadeye gayret gösterdiğimiz bu tesbitler sonrası yapacağımız "nâsuh tevbesi"; inşaallah bizim salah ve felahımızın müjdecisi olacaktır. Rabbimiz gerçekten tevbe ve istiğfar edenlerden eylesin. Amin.

Çamur ve Gül Ağacı  

Posted by Tespih Taneleri... in




Kiminle beraber olacağımızı merak ediyorsak, dünyada kimi sevdiğimize, kiminle beraber olduğumuza bakmalıyız. Çünkü ahirette de onunla beraber oluruz. Silsile-i aliyye büyüklerinden Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin bir talebesine, birisi der ki:

- Görüştüğüm kimseler; "Hocanız bu edepli, terbiyeli çocukları nerden buluyor?" diye soruyorlar. Ben de merak ediyorum. Hepiniz çok terbiyeli ve edeplisiniz. Hocanız sizi nerden buluyor böyle? O talebe de gülümseyerek şöyle cevap vermiş:

- Bu, çeşmeden içilen suya ve alınan gıdaya bağlıdır. Bu çeşmeden içen edepli olur. İnsan, aldığı havaya, içtiği suya ve beslendiği gıdaya göre yetişir. Bu ihlâs çeşmesidir, yani her şeyimiz Allah içindir. Onun kullarına iyilik etmek içindir.
Dünya ve ahiret saadetlerine kavuşmaları içindir. Derdimiz, bir kişinin daha yanmaktan kurtulmasıdır. Müslüman, tatlı dilli, güler yüzlü olur. Müslüman edepli olur. Bize bunları hep hocamız öğretti. Bizde gördüğünüz her iyilik hep hocamızdan geliyor, yoksa biz diğer insanlardan beter olurduk.

Şu örnek, belki maksadı daha iyi anlatır: Mübârek bir zat, abdest almak için bir çeşmeye gitmiş, tam abdest alırken, avucunun içine çamur düşmüş.

"Bu, temiz bir çeşme, burada çamur ne gezer?" demiş. Çamuru koklamış, mis gibi... Çamura; "Sen neden böyle kokuyorsun? Çamur her yerde çamurdur. Sende bir özellik var, niye kokuyorsun?" demiş.
Çamur da; "Ben vallahi, billahi çamurum. Yani çamurluğumda hiç şüphe yok. Ama ben öyle bir çamurum ki, benim bulunduğum yere gül ağacı diktiler. O gülün yaprakları üzerime düştü. Yağmur yağdı. O yapraklar benimle karıştı. Dolayısıyla ben şimdi, mis gibi gül kokarım, ama gül ağacından dolayı, çamurluktan dolayı değil. Ben
yine çamurum, ama gül kokulu çamurum." demiş.
Bir insanın; iyiliklerini hatırlayıp, günâhlarını unutması gururundandır.


Bilâl bin Sa'd "RahmetullahiAleyh"

Bayraminiz Mubarek Olsun...  

Posted by Tespih Taneleri... in

 
 
Bayraminiz Mubarek Olsun...

"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır.
 
  Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, 
 
 birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın,
 
kin tutmayın, yüz çevirmeyin.
 
Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun... "

( Müslim, "Birr",30)

Bir Su Damlası...  

Posted by Tespih Taneleri... in







Arşın kubbelerine adı nurla yazılan, İsmi semâda Ahmed yerde Muhammed olan,

 Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan, Evvel ahir yolcusu Hz.Muhammed(sav)
Buyurdu ki:
“Yeminle ifade edebileceğim üç husus vardır:

1. Sadaka vermekle kulun malı eksilmez.

2. Allah, uğradığı haksızlığa sabreden kişinin şerefini arttırır.

3. Dilenme kapısını açan kimseye Allah, fakirlik kapısını açar.”

(Tirmizî, Zühd, 17/2325. Müslim, Birr, 69)



Related Posts with Thumbnails
Site'de Kaç Kişiyiz