Ruh Ve Nefs Farklidir !  

Posted by Tespih Taneleri... in


Batili bazi psikolaglar, nefisle ruhu birbirine karistirmak gibi affedilmez bir hataya dusuyorlar. Pek tabii, bizdeki taklitcilerde ayni hatayi tekrar ediyorlar. Sonuc nefsin isteklerini sanki ruhun arzulariymis gibi kabul etmek ve psikolojik sistemleri bu yalnis kabule dayandirmak oluyor. Iste tavsiyeleri :
''Hic bir arzunuzu bastirmayin , icinize atmayin, bir an once tatmin edin.'' Bu fikirleri kabul de goruyor. Gunahlar, ilmi kisvelere burunerek mesrulastiriliyor. Boylece azgin ihtiraslarina sinir koymayan ''bilimsel sapiklar'' ve ''aydin zalimler'' cogaliyor. Zayiflar eziliyor, masumlar lekeleniyor...

Halbuki ruh ayri, nefis ayri mahluklardir. Ikisi ayni kiside bulunmakla birlikte, mizaclari taban tabana zittir. Birinin zevk aldigindan, digeri tiksinir. Nefis, kotuluklere meftundur. Lugatinde ''doymak'' kelimesine yer yoktur. Hep daha fazlasini ister. Simariktir, isyankardir, yuzsuzdur. Aldikca daha cok kuvvetlenir.
Nihayet oyle bir raddeye gelir ki, insana ''Hayatin gayesi zevktir,'' hukmunu verdirir. Mesuliyetten kacar. Kaideler, yasaklar ve kanunlar, onun en sevmedigi kavramlardir. Dini ve ahlaki da bunun icin sevmez. Cunku bunlar insana basibos olmadigini, ibadet icin, Allahu Teala'yi tanimak icin yaratildigini hatirlatir.

Ruhun da kendine has gidalari vardir. O ilimle olgunlasir, ibadetle tenefus eder ve tefekkurle yucelere erer. Yaratiklardakiharika sanatlari gorerek  Rabb'ni dusunmek, muhatap oldugu nimetler icin minnet duyarak sukretmek, en muhim gayesidir. Bu yolla, gecmisin elemlerinden ve gelecegin endiselerinden kurtulur. Teslimiyet  ve tevekkulle huzura kavusur.
Organlar yaptiklari ise gore kiymet alirlar. Sadece maddi zevkler icin kullanilan kabiliyetler, degerlerini kaybederler. Ruh bu gercegin farkindadir. Aklini ve diger manevi cihazlarini midesine ve cinsi isteklerine hizmet ettirenlerin mutlu olmalari kabil midir?
Efendilerin usaklara kole oldugu yerde, saadetten bahsedilir mi?

Omer Sevingul

Bu cok onemli ve uzerinde durulmasi gereken bir mesele oldugu kanaatindeyim. Insanlar ilimle mesgul olmadiklari gibi, bildikleri kulaktan dolma seyler...Olmaz arkadaslar...Okumak, dusunmek lazim bu kadarini an azindan bilmek lazim...Bir mu'min'in ayetle hadisi, ruh ve nefsi, harami ve helali birbirinden ayirt etmesi gerekmez mi? Kur'an-i Kerim'de buyuruyor Allah Teala :

''Ben size akil verdim dusunmez misiniz?''

Bu bir yana ilk inen ayeti hatirlayin...''OKU''...ilim ogrenmek her muslumanin uzerine farzdir, elinizden geldigi kadar, en azindan gunde bes sayfa kimsenin fazla zamanini almaz...Boylece cahil insanlarin uydurma bilgilerine inanmaktan kendinizi bir nebze olsun korumus olacaksiniz. Bazi insanlarin bu konuda ki dusuncelerini duyunca cok sasirdim ve bu yaziyi yayinlamk istedim...Hala ruh ve nefsin ayni oldugunu dusunenler var. Benim ruh ile alakali bir yazim daha var, ilgilenenler Hazine-i ilim etiketinde Ruhun Hammaddesini baslikli yazimi okuyabilirler...Sevgilerimle

Haydi Otobuslere !  

Posted by Tespih Taneleri... in




Sinemada gormustum. Amerika'dan gelmis bir turist kafilesi Louvre Muzesini geziyordu. Tablolarin onunden kosar adimlar hainde geciyorlar ve guya onlari, bir ruya gibi sisli ve muphem bir sekilde goruyorlardi.
Sozde onlardaki sanat sirlarini kesfediyorlar ve sanki onlardan bir sey gorup anliyorlardi. Bu turist kafilesi, o ziyareti belki bes dakikada bitirdi; otobuslere binip oradan ayrildilar.
Eh, artik Louvre'u gormus sayilirlar ve Amerika'da  bol bol ovunebilirlerdi.
Halbuki bir tablonun onunde saatlerce oturup incelemek bile belki kafi degildi. Her zerresi mucize olan bu kainati, bende o turistler gibi gaflet icinde gezdim.
Ne gordum, ne anladim. Az sonra rehberimiz boruyu otturecek :
''Haydi otobuslere!''

Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan'in bu hatirasi okurken aci aci gulumsetti beni... Bakiyorsunuz ki bazi ressamlarin tablolari milyar dolarlara satilabiliyor. Birakin satin almayi gidip sergiyi gezmek bile bayagi yuklu bir mebla gerektiriyor. Halbuki her tarafimiz muthis tablolarla dolu Rahman'nin nazariyla bakinca...Mesela manzarali bir yere gidince daha iyi farkedersiniz bu guzellikleri ya da en sevdiginiz insana bakin, bu gercekten hayret vericidir. Benzeri belki tuvale dokulebilir ama aynisi asla olmaz...
Ben tablolari cok severim, her gordugum cercevecinin onunde dakikalarca oyalanirim.:) Gecenlerde bir tane gordum, Mihrabat Korusundan Istanbul Bogazinin kus bakisi gorundugu bir tablo vardi ki icim gitti. Birde Kucuksu deresinin yuzyillar evvelki gorunumu yagli boya ile resmedilmis bir tablo daha, harikaydi...Ancak cok pahali oldugundan yanasamadim bile.:)) Tabi ki bunlarin degeri parayla olculmez ne kadar olsa el emegidir...Bir gun alacagim insallah... Neyse bu bir yana asil mesele su :
Malesef bir gercekle yuzyuzeyiz ki, Yaradan'in onumuze serdigi bu kadar gercek, gozle gorulur, elle tutulur icinde bire bir yasadigimiz bu essiz, benzersiz tablolardan bi haber geldik, bi haber gidiyoruz. Artik bizim de otobusumuz duraga yanasmadan gozumuzden hayal perdelerini kaldirip, Rahman'in nazariyla kainata bakmamiz gerekmez mi?
 O'nun buyuklugu ve yuceligi karsisinda her zaman acziyetimizin farkinda olup, dilimizde her daim zikir ile kalbimizde bir fiil tefekkurle mesgul olmalidir ki, bu mucize tablolari kalp gozumuzle gorme serefine erebilelim. Bir kul ki devamli bu hal uzere olsa, zira herseyini Mevla halledecektir...Al-i imran suresinde buyurdugu gibi :
''Ben sevdigim kulumun tutan eli, goren gozu, yuruyen ayagi olurum...''
Rabb'im bu said kullarindan eylesin cumlemizi insallah...Sevgilerimle

Ramazan Bayraminiz Mubarek Olsun Dostlar !..  

Posted by Tespih Taneleri... in



Sevgili Dostlar ;
Huzunluyum aslinda ancak,
Bayramlar o kadar büyülüdür ki, gelişi bütün bir yıl beklenir ve gidişindeki keder de ancak böyle bir ikinci geliş ümidiyle hafifler; tasa iken sevinç olur, hüzün iken beklenen bir neşeye dönüşür. Ramazan Bayramınızın da böyle bir neşeyle gelmesi ve tüm ailenizi sevince boğup evinize bereket getirmesi dileğimle...

Bayraminiz Mubarek OLSUN, Butun Hayirli Dualariniz Kabul OLSUN !..

Bu Gece Sehirde Tevekkul Var!  

Posted by Tespih Taneleri... in


Bu gece sehirde bir tevekkul var!
Duraklar hu ceker, yollar sallanir...
Mechul bir tarafa butun yolcular;
Trenler hu ceker, kollar sallanir...

Ne serden haber var, artik ne yardan!
Goz gozu gormuyor, topraktan kardan...
Telgraf telgraf ayriliklardan;
Direkler hu ceker, teller sallanir...

Nedir topraktaki  bu inis kalkis?
Bir tarafa ecel, bir tarafta kis!
Butun bahcelerde ayin baslamis;
Agaclar hu ceker, dallar sallanir...

Bu nasil ibadet kimin cagrisi?
Butun bakislarda safran sarisi!
Evler secde etmis, gece yarisi;
Odalar hu ceker, holler sallanir...

Bu gece sehirde tevekkul var!
Can alis-veriste, her taraf pazar...
Ayaklar altinda sabaha kadar,
Kubbeler hu ceker, kullar sallanir...

Bekir Sitki Erdogan

Mubarek Kadir gecesi gecti zira bu geceyide bos gecirmeyin...Son tekli gecedir...Gaybi bilen yalniz Allahu Teala'dir. Kesin olmayan hersey mechuldur... Musluman akilli kisidir... Uyanik olmak lazimdir...
Ac olan ruhlar doymali bu gecelerde...
Yurekler serbetlenmeli salavati serifelerle...
Baslar taclanmali Kur'an'i Kerimle...
Eller hep yukarda olmali bu gecelerde
Boyun bukuk, aciz durmali Hakk'in huzurunda...
Devamli secdede olmali bu gecelerde...
Mu'min kardesleri unutmamali, boyle aziz gecelerde...
Tevekkulle umitli olmak lazim bu gecelerde...

Sevgiler

Allahu Teala'nin Kadir Gecesinde Bize Olan Lutfu!  

Posted by Tespih Taneleri... in

                              


                                           Hilal-i sahi Sultan-i sah eyledim omrume


                                           Sultani sahi ask ile civiledim gonlume


                                           Derdi, kederi,gami terkeyledim felege


                                           Nur-u ferahlik buldum ahvalime Ask-i Hilal ile...

Yanan ay sönen gün benim

Çöken aksam gelen geceyim ben...

Garibim Ya Rabb! Caresizim, bir garib kulum iste... Yorgun bir kalbim var, urkek ama yalniz...
Garib ama huzunlu... Sessiz durur bilirsin, zira bazen oyle bir cosar ki nasil sakinlestirecegimi bilemem...
Goruyorsun ya Ya Rabb! Ben cok yoruldum, artik bas edemiyorum onunla... Sana biraktim... Sen ki kalbleri evirip cevirirsin ya, benimkini Sana emanet ediyorum Mevlam, dinim uzere sabit kil ne olur...
Bu garib kalbim Senindir Ya Rabb!

Baskasina verme...

Bana Mubarek Kadir gecesinde oyle guzel bir hediye gonderdin ki, oyle mahcubum ki Sana karsi...Nasil hamdedecegimi bilemiyorum... Hic ummadigim an da, hic ummadigim yerde nasil da canim Efendimin (sav) mubarek Sakal-i Serifini gormeyi nasip ettin, yetmedi elime alipta yuzume, gozume surmeyi de nasip ettin...
Heyecandan kalbim bir an duracak sandim... Bogazim dugumlendi... Gozlerimden sel gibi akan yaslara hakim olamadim ... Hep aklima hocamin dedigi sozler geldi... Kendinden bir parca olan yerde muhakkak hazir bulunur Efendimiz(sav) demisti. O simdi burda miydi acaba? Yanimda miydi? Nerde, sakalinin yaninda mi duruyordu? Titreye titreye, gozlerim O'nu aradi hep...
 Mahcuptum aslinda, utaniyordum, ona layik miydim ki? Bu dusuncelerle bogusup dururken, dayanamayip elime aldigimda artik heyecandan hic bir sey dusunemez, hissedemez olmustum...Sadece devamli salavat cektigimi hatirliyorum ki hic degilse benim selamimi yanimdayken alsin diye...
Komsumuzda gordukten sonra, yukari eve ciktigimda bir sok daha yasadim...Kaldirip goturmuslerdi...Bizim eve ne zaman gelmislerdi?...Gozlerime inanamadim...
Herkes etrafinda, salavatlarin sesi goge yukseliyordu...Heyecan iyice doruktaydi artik. Cunku Gonuller Sultani, Canlar Cani, Habibin su an burdaydi...Evimizde...Ayakta duracak halim kalmamisti Ya Rabb! Gordun...
Hic hesapta yokken nasip ettin Mevlam...Icime dogmus gibi sabahtan aksama kadar sadece salavatla mesgul oldum, dilimden hic dusurmedim...Nasip edecekmissin meger...

Bizleri boyle nasiplendirdigin icin Sana hamdolsun... Bu guzel ve mubarek hediye icin  yarattigin butun zerreler adedince hamdolsun... Hz. Muhammed (sav)'in, peygamberimin bir parcasini bu kadar yakindan bir daha gormeyi ve yine yuzume gozume surmeyi  bir daha nasip et insallah...
Allah'im zatinin celaline ve saltanatinin buyuklugune yakisir sekilde sana sonsuz hamd ve sena olsun...
Tesekkur ederim Allah'im...

Kadir Gecesine Ozel Sirlar...  

Posted by Tespih Taneleri... in



Kadir gecesi namazi hakkinda Ibni Abbas (ra) 'dan Rasulullah (sav) 'in soyle buyurdugu rivayet olunmustur :

''Her kim Kadir gecesinde iki rekat kilar da her bir rekatinda bir Fatiha, yedi kere de ihlas suresini okursa, selam verdiginde ise, yetmis kere :
'Estagfirullah ve etubu ileyh'  derse, Allahu Te'ala kendisini ve anne babasini affetmedikce yerinden kalkmaz.
Allahu Te'ala cennete melekler gonderir de onlar onun icin agaclar dikerler, koskler yaparlar ve irmaklar akitirlar. Kendisi de bunlarin tumunu gormedikce dunyadan cikmaz.''

Salihler son on gecenin her birinde, Kadir Gecesinin kiyamina niyet ederek iki rekat kilarlardi.
Ebu'l-Leys (Rahimehullah) 'in beyanina  gore :

''Kadir Gecesi namazinin en azi iki rekat, ortasi yuz rekat, en cogu ise bin rekattir. Her bir rekatta kiraatin ortasi, Fatiha'dan sonra bir inna Enzelna, uc kere de ihlas suresi okumaktir. Her iki rekatta bir selam verilir, selamin ardindan da Rasulullah (sav) 'e salavat okunur.''



Rabb'ul alemiyn Kadir gecenizi mubarek etsin insallah arkadaslar, bu geceye ait bir risalede rastladim bu namaza ve hemen size de duyurayim istedim. Her yerde bulamazsiniz, arapca bir hadis kitabindan nakledildi, bu yuzden, su an icin aramizda ki bir sirdir...:) Lutfen vesile olun da herkes bu sirra vakif olsun... Cunku geceler cok kisa, uyku hali falan filan derken bir bakmisiz ki, gece bitmis degerlendiremeden Allah muhafaza...Bu namazlar kolay ve mukafati boldur, bu kadarini sanirim herkes yapabilir...Bu ay da hatta bu gece de Allah'in rahmetinden nasiplenmeyen, butun bir yil  hic bir sey beklemesin diye dinlemistim sohbette...Nasiplenenlerden olmak umidi ile dualar da bulusalim. Aciklanmis bir sir daha :

 Allah'in yarattigi binlerce cesit melekler gruplar halinde yeryuzune inip mu'minleri selamlayacak...Namazla mesgul olanlara bizzat Allahu Teala(cc) selam verecek...Kur'an-i Kerim'le mesgul olanlara Cebrail (as) yanina kadar gelip selam verecek...Zikirle ibadet edenleri de zikir melekleri mutlaka evlerine kadar gelip selamlayacak buyuruyor Allah Rasul (sav)'u...

Zira ayetle de sabittir ki bu mubarek gecede melekler saf saf gruplar halinde yeryuzune inecek...Hatta bizim icin Allah'a dua ve istigfar edecekler...Mutlaka abdestli ve ibadet hali uzere karsilayalim...
Allahu Teala melekleri bizlere karsi merhametli yaratti...Bir gece arkadaslar sadece bir gece, sadece bir kac saat uyanik olalim...Boyle sevaplarla dolu, bereketli bir geceyi, degerlendirmeden gecirirsek nefsimize gercekten cok yazik etmis oluruz...Bu fakiri de duanizda unutmazsaniz cok sevinirim...
Allahu Teala bu mubarek gece hurmetine butun hayirli dualarinizi kabul etsin...amin

Bir Aydan Kisa Bir Zaman Da Yazarak Bir Hatim Bitiyor!  

Posted by Tespih Taneleri... in



30 cüzü 30 hattat yazıyor.

Dünyanın dört bir yanında hattatlar, Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i birlikte yazıyor. Kadir Gecesi'nde tamamlanacak olan Kur'an-ı Kerim'in her cüzünü farklı bir hattat çalışıyor. Hattatların Kur'an hatmi olarak değerlendirdikleri 'Kur'an-ı Kerim Yazımı Ramazan Buluşması'nı Birleşik Arap Emirlikleri Kültür Bakanlığı organize ediyor. Kadir Gecesi'nde Dubai'de düzenlenecek bu projeye Türkiye'den dört hattat katılıyor. Ramazan ayının ilk gününden itibaren dünyanın farklı yerlerinde yaşayan hattatlar heyecanlı bir çalışma içerisindeler. Türkiye'den Mümtaz Seçkin Durdu, Ferhat Kurlu, Davut Bektaş ve Aydın Kızılyar da bu heyecanı paylaşan hattatlardan. Ramazan ayının ilk günlerinden itibaren başlayan Kur'an-ı Kerim yazma çalışmaları Kadir Gecesi'nde Dubai'de tamamlanacak. 'Resmi Osmani' usulü ve nesih hattıyla yazılan Kur'an-ı Kerim için Türkiye'de özel olarak hazırlanan aherli kâğıtlar kullanılıyor. Her bir cüzün 17 sayfasını kendi ülkesinde yazan hattatlar son üç sayfayı hep beraber Dubai'de yazarak hattatların Kur'an hatmini yapmış olacaklar. Türkiye'den Hattat Mehmet Özçay'ın da aralarında bulunduğu uluslararası jüri, en iyi hattatları belirlemede sayfa dizaynı, harf şekilleri, istiflenen yazıların dağılımına dikkat edecek. Katılımcılar arasından en güzel nesih yazan üç hattata da ayrıca ödül verilecek.Hattatlar Kur'an-ı Kerim'i ibadet neşvesi ile yazdıklarını aktardı.
 Asagidaki de benim cok sevdigim bir hadis-i seriftir, sizinle paylasmak istedim... Bu cok guzel bir firsat hattatlar icin gercekten...  Kur'an-i Kerim'i kendinin yazmasi, asr-i saadet doneminde ki gibi, bayagi heyecan vericidir mutlaka...Kalp ve kalemin makes bulmasi...Yine cok ozendim, yine cok isterdim onlardan biri olmayi... Simdi merak ettigim su :
Acaba bu yazilan Kur'an-i Kerim ne olacak?


Eserin İçeriği: Hadis-i Şerif


Manası: "Kul, mü'min kardeşinin ihtiyacını giderdiği sürece, Allah da kulun ihtiyacını giderir.


Okunuşu: "Lâ yezâlullahi fî hâceti'l abdi, mâ dâme fî hâceti ahiyhi."


Hattat: Hasan Çelebi


Hat Yazı Stili: İstifli Sülüs


















Vav gibi bir durusla Elif olmak...  

Posted by Tespih Taneleri... in


İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar.
Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.


Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir.
Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.

Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.
İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar.
Namaz kılarlar, zekat verirler.
Allah’a ve Resulüne itaat ederler.
 İşte bunlara Allah rahmet edecektir.
Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.”

Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır.
Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır.
Zordadır sığınacak yeri yoktur.
Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir”







Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.

Secde et,
vav ol,
vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde…

Muhabbetle... Hayirli Cuma'lar...Vav gibi bir durusla, elif gibi huzurda bulusalim insallah...

Hakan Türkyılmaz

Ah Nerede O Eski Ramazanlar  

Posted by Tespih Taneleri... in


Eski Ramazan'larla alakali bir yazi coktandir yazmak istiyordum, kismet bugunmus...Ilayda Yelken kardesimin ricasi uzere kucuk capta yaptigim bir arastirma ile buldum bu yaziyi... Sagdan soldan biraz kirptim mecburen yoksa cok uzun olacakti...:)) Ancak keyifli bir arastirma oldu benim icin, cunku zaten eskiyi, eskiye ait hatiralari, espirileri, her seyi daha cok seviyorum simdiki zamandan... O zaman hersey sanki, daha guzeldi, insanlar daha samimi idi, Allah aski ile gercekten yananlar vardi...:((
Neyse bakin bakalim eskiden Ramazan nasil gecerdi?
Sahsen okudukca daha cok ozendim, neseli neseli, ibadetten tad ala ala, hep cemaatle birlikte... Ruhun maneviyata doydugu, yureklerin serinledigi, ic huzurun had safhada oldugu, kiymeti bilinesi gunler... Meleklerin kanatlari altinda kilinan teravihler ve goge acilan yaprak misali eller...Ayni zamanda mehtap sefasinda tefekkur...


Ramazan günlerinde birbirlerine rastlayanların, birbirlerine sordukları soru aynıydı.

- Ramazanla nasılsın?


Bu soruya çeşit çeşit cevap verilirdi. Kimisi günlük olayları anlatırdı. Mesela fessiz sokağa çıkmış da gülenleri görünce aklı başına gelmiş, gerisin geriye, eve dönmüş. Namaza durmuş da bitirdikten sonra abdestsiz olduğunu hatırlamış. Yahut camide mukabele dinlerken uyumuş da lastiklerini çalmışlar.:))  Kimisi, mütevekkil bir tavırla "İki gözüm Rabbim derdi, sabrını veriyor, zaten duyulmaz ki, bir gelir, bir gider mübarek!" Bu cevap, çok defa yaz ramazanlarına, uzun günlere ait bir cevaptı.

Ramazanın on beşinden sonra iftar başlardı. Öyle konaklar vardı ki kapıları, ardına kadar açılırdı. Her giren, kendine layık gördüğü sofraya otururdu. Yemekten sonra da diş kirası denen, az çok bir para ile çıkılırdı bu konaklardan.


İftar deyip geçmeyin; o iftar sofrasında, hem de iftariye olarak neler yoktu? İnsan onlarla doyardı da yemekler artınca şaşmaz hükmünü verirdi:


- Mübarek, bereket ayı vesselam.


İftariyeden sonra çorba, et, sebze, börek, sütlaç, yahut muhallebi, iki tatlının arasını ayırmak için araya giren pilav, derken baklava, yahut bir hamur tatlısı, yahut da kaymaklı güllaç. Bu verdiğim liste, her konakta, her konak yavrusu evdeki liste. Öylesine iftarlar olurdu ki yemeklerin ardı arkası bir türlü kesilmezdi. İnsan, Hocanın dediği gibi Yarabbi derdi, ya midemi geniştir, ya Nail'imi yetiştir. :))  Sanki on bir ayın bir sultanı, on bir aylık yiyeceği, tatlısıyla, tuzlusuyla, etlisiyle, sütlüsüyle, çeşit çeşit, bir araya getirir de bir bir, fakat birden sunardı insana.


İftardan sonra sade kahveler, derken teravih. Teravihi hatimle kıldıran imamlar vardı. Cemaat birinci secdeden kalkmadan ikinci rekatı bitiren imamlar vardı.:))  Bahariye Mevlevihanesinin imamı (Hafız Zındık da derlerdi), Karagöz'e gideceği geceler otuz üç rekat namazı on beş dakikaya sığdırıverirdi. Büyük konaklara imamlar tutulur, teravih, konağın salonunda kılınırdı. Bu da ramazanın bir başka şerefiydi.




Teravihten çıkıldıktan sonra herkese, meşrebince bir seyran vardı. Kimisi mahya seyrederdi. Gerçekten de bu, zevkine doyum olmaz bir seyirdi.
 Usta mahyacılar, ramazanın on beş gecesi, iki minarenin arasını kandillerden yazılarla bezerlerdi. İlk günlerde "Merhaba", "Hoş geldin", derken ayetler, hadisler. On beşinden sonra resim başlardı. Gül, karanfil lale... Yirmi yedinci gece ve bazı camilerde bayram gecesi, minareye kaftan giydirilirdi.
                                                                                                                      Osmanli Macunu


 Yani külahından şerefesine kadar dizi dizi kandilden duvağa bürünürdü minare. Mahya seyretmeyenler, yahut seyrine doyanlar. Karagöz'e, orta oyununa, meddaha, o zaman modern sayılan kuklaya giderlerdi. Bu alemler sahura kadar sürer, sahur vakti evlere gidilir, hazır sofraya oturulurdu...


Seyr-i Mehtap

Ramazanın on beşine kadar yokuş, on beşinden sonra iniş denirdi. İftar vermeler, iftara gidişler, bu gece ne yapalım, sahura ne hazırlayalım gibi kaygılar, yirmi bir, yirmi yedi. Derken hatim.

                                                                    Hirka-i Serif

Bu arada Eyüp Sultanda iftar, herhangi bir dergaha gidiş, yahut Hırka-i Saadet ziyareti. Nihayet arife gelir çatardı. Mahyacı, o gece ya "El-firak" yazardı, ya "El-veda" yahut da bir top arabası resmi yapardı, namludan çıkmış mermiyi de kırmızı kandille gösterirdi, ay da biterdi. :((

Abdülbaki Gölpınarlı


Her bitis ayri bir huzundur ya hu!
Ne guzelmis degil mi?
Ne guzel dolu dolu gecermis boyle...

Çin'li Bir İş Adamının Kıskandıran Vefatı  

Posted by Tespih Taneleri... in


Merhaba arkadaslar, gecenlerde bir arakadasla sohbet ederken cok sasirtici, yasanmis bir olay anlatti. Bende her zamanki gibi ilk is olarak hamdettikten sonra sizinle paylasmak istedim. Sizlerde okuyunca eminim hamdedeceksiniz...

Kapali Carsi da calisan bir esnafin basindan gecmis gecen gunlerde...Cinli bir is adami, gelip kendisinden alisveris yaparken ayni zaman da sorular sormaya baslamis...
''Ben sizin dininizi cok merak ediyorum, hatta Turkiye'ye gelmemin bir sebebi de budur. Rica  etsem bana biraz bahseder misiniz?'' demis.
Esnafta bir yere oturmak icin, davet etmis, elinden geldigi kadar anlatmis ve sorularina cevap vermeye calismis. Peki demis Cin'li is adami :
''Ben bu dini cok sevdim Musluman olmak istiyorum ne yapmam lazim?''
Hemen sehadet getirmis Hamdolsun, bundan sonrasi cok ilginc iste...
 En sonun da demis ki Cin'li is adami :
''Peki sizin dininizde icki haram mi?''
'' Evet '' demis esnaf, hemen o dakika da bir yere telefon etmis, Cin'ce bir seyler konusup kapatmis :
''Benim icki fabrikam vardi  da Cin'de, simdi onu sattim, sizin dininizde kapanmak diye bir sey de var sanirim degil mi? '' demis.
 Esnaf  ''evet'' deyip, konuyla ilgili ayet ve hadisleri anlatmis, sonra tekrar bir yere telefon acip Cin'ce bir seyler soyleyip tekrar kapatmis. Ve yine demis ki :
''Benim Cin'de bir modaevim vardi ve islamiyete uygunsuz modeller dikilip satiliyor, onu sattim'' demis.

Din adina bu kadar atilim yapan bir insana dinin diregi namazdan bahsetmeden olur mu? diye dusunmus esnaf ve namazi da anlatmis. Bir gun abdest almislar, yine beraber camide cemaatle namaza durmuslar, Cin'li adam secdeye gitmis ve bir daha kalkamamis. Herkes bir an da ne oldugunu anlamaya calisirken, meger Cin'li is adami secde de Hakk'in Rahmetine coktan kavusmus... 


Bu ne saadettir boyle Ya Rabb! Duyunca gozlerim doldu, icim urperdi, yuregim sizladi...Secdede olmek, namaz da Azrail (as)'in yanina gelmesi ne guzeldir kim bilir... O gitti nasipli imis, secdede gitti, namazda gitti, bakalim bize nasil bir olum nasip olacak... Allah Teala (cc) yuceler yucesi kime, ne zaman, ne sekilde hidayet verecegi belli olmuyor iste...

Ya Rabb! Hic bir seyi, hic kimseyi degil ama sehadetle gidenleri cok kiskaniyorum...Sen benim icimi biliyorsun ki, neyi saklayayim? Korkuyorum cok korkuyorum... Senin Rahmet kanatlarinin altina sigindim, bir kus gibi carpan yuregimin cirpinisindan, nefesim daralirken, duyuyorsun icimde kopan firtinalarin sesini... İliklerime kadar Sana tum benligimle yalvariyorum Ya Rabb! Bizede sehadet nasip et ki huzurunda bir nebze olsun basimiz dik dursun...

Amin

Related Posts with Thumbnails
Site'de Kaç Kişiyiz