''islamin isiginda'' ''islam'da kadin'' Dini Etkinligi  

Posted by Tespih Taneleri... in


Bitmez tukenmez hamdu sena alemleri yoktan var eden, kimseye muhtac olmayan butun mahlukat kendisine muhtac olan, esi ve benzeri olmayan yuce Allah'a mahsustur.

Salatu selam alemlere rahmet olarak gonderilen beseriyetin medar-i iftihari, Hz. Muhammed Efendimiz(sav)'e ve aline, ashabina olsun.

Insan tarihini inceledigimiz zaman goruruz ki beserin var olmasina sebep olan iki unsurdan biri kadindir. Aile binasinin iki temel tasindan biri olan kadin yaratildigindan bugune kadar cesitli merhaleler gecirmistir.

Kadin hayatinda oyle devirler gecirmistir ki, o devirlerde cesitli mazeretler one surulerek dunyaya gelir gelmez diri diri topraga gomulup olume mahkum edilmistir. Yillar boyunca bir kole, hatta bir esyadan farksiz olarak yasamaya mahkum edilen kadini, gercek benligine ancak kainata rahmet olarak gonderilen Hz. Muhammed(sav)'in Allah tarafindan getirip insanlara teblig buyurmus oldugu islam dinine kavusturmus, kadina gercek deger ve itibarini vermistir.

Kadin ile erkek birbirini tamamlayan iki yarim parcadirlar. Bir araya gelisleri soyut anlamda insanligi olusturur. Bunu Peygamberimiz(sav) en veciz ifadesiyle anlatmaktadir:

''Kadinlar, bir butunun yarim parcasi olan erkeklerin diger yarim parcasidirlar.''

Islam'da kadin ne kotu bir ruh veya seytan, ne de erotizm ma'bududur. Kadin kocasinin arkadasi, huzur kaynagi , destegi ve evinin kralicesidir.

''Onlar da huzura ve sukuna kavusasiniz diye yaratilmislardir''

''Mumin kadinlar ve mu'min erkekler birbirlerinin velileridirler'' Tevbe/71

Kadin da tipki bir erkek gibi dogar , erkek gibi insan yavrusudur.Sefkatte ve hediyede aralarini ayirirlarsa, anne-baba sorumlu olurlar. Peygamber Efendimiz(sav) vasiyyetini gozetmemis olarak sefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet duygularinin insanlarda zaman zaman depresecegini bildigi icin, Efendimiz kiz cocuklarinin egitimini ozellikle vurgular:

''Uc, iki ya da bir kiz cocugunu, haklarini koruyarak yetistiren bir baba Cennette benimle beraberdir.''

Cocugun kiz dogmasinda da erkekte oldugu gibi, ''sukur'' olarak ''akika'' kurbani kesilir. ismi guzel verilir, zorunlu egitimi yaptirilir. Gerekli cinsel bilgileri annesinden ogrenir. Kur'an'da ve sunnette ilme tesvik eden hic bir nas, kadinlari bundan ayirmaz. Tersine ihmale ugrayacaklarini bildigi icin Peygamberimiz(sav) ozellikle kadin egitimini tavsiye etmis, haklarinin korunmasini emretmistir. (Mesela Hz. Aise(ra) bunlardan biridir.)

Kadin islam'da hic bir konu'da erkekten ayri tutlmadan buyutulmus ve yetistirlmis ve sira evlenmesine geldiginde ise damat adayini gormesi gerekir bu ayni zamanda sunnettir. Begenmedigi takdirde reddedebilir. Evlenirken agirligini koyar, damat adayindan da mihrini alir. Mihir Allah'in kadina verdigi tabii hakki ve hayat garantisidir. Harcama sahasi mesru cercevede tamamen kendi iradesine baglidir. Mihrini ya da varsa diger mal varligini, hayir yolunda harcayacagi gibi ticari islerde de kullanabilir. Cunku kendi sosyal guvenligi, kocaya varmakla garanti altina alinmistir.( Gerci artik kimse mihir falan istemiyor, kizlar evleniyorlar haklarindan haberleri yok, istenen mihirlerde zaten gulunc adet yerini bulsun kabilinden. Halbu ki bu Mevla'nin bizlere verdigi bir hak. Usulune uygun sekilde almak lazim bence)

Ev icin ve kendisi icin gerekli butun zaruri harcamalar erkegin sirtindadir. Erkek elbiseni ya da sus malzemelerini kendi kazancinla al diyemez. Kendi varligi olcusunde kadinin nafakasini saglamak zorundadir.

Kocasi onu tahkir edemez, onun hayat arkadasi oldugunu unutmamasi lazimdir. Darilipta evinde yalniz birakamaz. Efendimiz buyuruyor ki:

''Erkegin en hayirlisi, kadina en iyi davrananizdir'' Buhari

Kadinin hak-hukuk tanimayip isyan etmesi disinda, sudan bahanelerle dovemez Nisa suresi ayet 31'le sabittir. Hastalik kiskancligindan kaynaklanan suphesinden oturu karisini ani baskinlarla rahatsiz edemez. Peygamberimiz(sav) bir hadislerinde ailesinden uzun zaman ayri kalan birisinin heber vermeden gece ansizin eve gelmesini yasaklamistir. Burda ayrica koltuk alti, etek trasi ve suslenip taranmayla kocasina hazirlik yapabilecek imkani bulma si da sebep olarak gosterilmistir.

''(Uzaklardan) geceleyin geldiginde haniminin yanina girme ki, bicak kullanip tras olsun daginiksa taransin, (gelisine hazirlansin).'' Buhari

Kadinin nafakasi gibi tedavisi ve ilac harcamalarida kocaya aittir. Kadin ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazir ekmek almak zorundadir. Suslenmesini istiyorsa, sus malzemeleri ve koku masrafi kocaya aittir. Yilda yazlik ve kislik olamk uzere iki takim elbise kocaya aittir. Adetli gunlerinde kocasindan ayri yatmak isterse, ayri bir yatak istemek hakkidir.

Durumuna gore kadin kocasindan hizmetci isteyebilir. Hizmetcinin ucreti kocasina aittir. Orfe gore kadinlarin yapmamasi ayiplanan ev isleri disinda kadin hic bir is yapmak zorunda degildir islam'a gore. Ihtiyac duyarsa kocayla nafaka miktarinda anlasirlar. Yetmedigini anlarsa arttirmasini ister, koca kabul etmezse mahkemeye basvurabilir.(Acaba kac kadinin boyle bir hakki oldugundan haberi var? Kac kadin bu kadar koca karsisinda hak idda edebilir? Bence erkeklerinde bunlari ogrenmesi gerekir.)

Kadin kocasinin yakinlarini istemedigi takdirde, kocasi onu mustakil bir evde oturtmak zorundadir. Buna sebep olarak da, kocasiyla oynasmak ve yararlanmak arzusuna, onlarin bulunmasinin engel olacagi gosterilmistir.

Kadinin hafta da bir kez anne-babasini ziyaret hakki vardir. Erkek buna engel olamaz. Erkegin haklarina zarar vermeyen mesru islerde, namahrem olmayacak sekilde kadinin mesru cerceve de calismak hakkidir.

Bu yazdiklarim butun fikih kitaplarinda kadinin erkek uzerinde ki haklari sayilirken aciklanan konulardan sadece bir kec ornektir. Sonra bunlar birer tavsiye niteliginde degil, yaptirimi olan kanuni haklardir. Bir secim soz konusu oldugunda kadinin secme hakkinin bulundugunu cogu Islam bilginleri soylemislerdir. Cunku onlarin boyle bir hakkinin olmadina dair hic bir delil yoktur. Kaldi ki secme ''beyat'' tan ibarettir. Halbuki Peygamberimiz(sav)'in kadinlardan beyat aldigi ayetle (60/12) sabittir.

Nihayet kadin oldugunde kefeni de kocasina aittir.

Goruldugu uzere kadin gecim konusunda hicbir derdi ve endisesi olmayan, yani aslinda alabildigine sosyal guvenligi bulunan bir insandir. Butun bunlar anlasmazlik soz konusu oldugun da mahkeme karari ile belirlenecek olan kanuni haklardir. Yoksa islam'da kari-koca birbirinden devamli hak koparmak icin cekisip duran iki dusman kutup degildirler. Birbirini tamamlayan, birbirine yardim eden, destek olan, huzur ve moral kaynagi olusturan bir butunun iki yarim parcasidirlar.

Tipki Peygamber Efendimiz(sav)'in ev islerinde yardim etmesi ve Hz.Ali ve esi Hz. Fatima arasinda isbolumu yapmasi gibi. Aslinda kadin haklari yazmakla bitmez ben ilgilenenlere iki kitap onercegim:

HANIMLARA OZEL ILMIHAL Nun yayincilik Dr. Faruk Beser ve ISLAM'DA KADIN, TESETTUR, IZDIVAC Celik yayinevi Huseyin Erdogan

Bu kitaplari evlilige hazirlanan ya da yetiskin kizlari olan herkese ehemmiyetle tavsiye ediyorum. Kendimiz, kadinligimiz ve haklarimiz adina, yapilmasi gereken ya da illa hayatimizda olmasi gerekenler adina bilmemiz gereken cok ver arkadaslar.

Rabbim yar ve yardimciniz olsun. Dualarda unutulmamak umidiyle...

Bu yazimi islam'in isiginda islam'da kadin dini etkinliginin sahibesi SAKLI inci'ye gonderiyorum ve boyle onemli bir konuyu gundeme getirdigi icin ayrica tesekkur ediyorum. Allahu Teala O'ndan da bizlerden de razi olur insaallah...


Fetih Marsi Ve Ciger Parem Oglum  

Posted by Tespih Taneleri... in ,







Merhaba arkadaslar; oglumun ricasi uzere bugun sizinle bu videoyu paylasmak istedim. O da Masaallah tam bir Sutan Fatih ve Osmanli hayrani muhtemelen bana cekti:) Yavrum Fetih marsini dinlerken oyle cosuyor ki bagira bagira eslik ediyor. Zambak yuvaya gittigi donemde yil sonu musameresinde yesil sancagi tasiyordu. Ordan tecrubeli yani:) O minicik bedenlere mehter kiyafetleri oyle yakisti ve de oyle guzel yaptilar ki herkes gozyaslari icinde izledi.

Iste sancagi tasiyan ciger parem...Muhtesem bir gosteriydi, Rabbim emegi gecen herkesten razi olsun. Islamin isigiyla aydinlanan cocuklar yetistirmeyi nasip etsin insaallah. Bazen oyle duygulaniyorum ki. Aslinda cok uzun zaman gecmemis gibi geliyor. Mesela Efendimiz(sav)'in yasadigi donemden 1400 yil ve buyuk fetihlerin yapildigi donemden ise 557 yil gecmis, nasil degismis hersey bu kadar cabuk, sasiriyorum. Sonradan kendi kendime diyorum ki benim cocuklugumdan bu zamana 30 yil gecti hic bir sey ayni degil ki, hic kimse ayni degil ki. Bu kadarcik kisa zamanda nasil hersey degisti ya da degisebildi, bu beni cok urkutuyor.Ben cocuklugumun gectigi o bembeyaz gunleri cok ozluyorum.Etrafimiz akrabalarla doluydu. Istedigimiz zaman, istedigimiz yere gidebiliyorduk, simdi habersiz kimse kimseye gidemiyor en yakinin bile olsa. Demek ki gozume az da gelse gecen zaman cok sey degistiriyor, cok seyleri alip goturuyor beraberinde. Ben zamanin bu yonune kurban gitmeyecegim, kararliyim. Gecmisime elimden geldigi kadar sahip cikacagim ve cocuklarimi da oyle yetistirecegim insallah.Eger gecmisimize sahip cikmayip oluruna birakirsak herseyi, bu genclik, batinin manevi esaretinin altinda tamamen yok olup gidecek ki, gidisat onu gosteriyor Allah'in Hafiz ismine siginiyorum. Konudan konuya atladim, fazla dagitmadan bitireyim,hayirli hafta sonlari hepinize.
Hoscakalin...












Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek…
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek…
Yürü: “Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden…
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…
Elde sensin, dilde sen… Gönüldesin, baştasın:
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;
Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;
Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır
Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?

Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan;
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan…
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın…
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü, arslanım, fetih hazırlığı başlasın…
Yürü, hala ne diye, kendinle savaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

ARIF NIHAT ASYA

Gelin Bugun ISTANBUL'un Fethi'nin 557. Yildonumunu Beraber Kutlayalim  

Posted by Tespih Taneleri... in




Istanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesini bir kere daha idrak edecegiz. Fethin 557. yildonumu munasebetiyle Peygamber Efendimiz(sav)'in ovgusune mazhar olan Sultan Fatih'i ve fethe katilan o sanli orduyu rahmet ve minnetle aniyoruz.

Istanbul'un Fethi bizim icin bilhassa iki yonden onem arz etmektedir arkadaslar. Birincisi:
Dedemiz Sultan Fatih bu sanli zaferle birlikte bin kusur yillik kohnemis Bizans Imparatorlugu'nu tarihe gommus, Orta Cagi kapatip Yeni Cagi acmis, boylece Musluman Turk Milleti'nin kahramanligini dunya tarihine altin harflerle yazdirmistir. Ikincisi de:
Peygamber Efendimiz(sav)'in: '' Konstantiniyye(istanbul) elbette fetholunacaktir. O'nu fetheden komutan ne guzel komutan, O'nu fetheden asker ne guzel askerdir.'' buyurarak, istanbul'un muslumanlar tarafindan fethedilecegini asirlar oncesinden mujdelemesidir ki, bu yonu ile de butun dunya muslumanlarini ilgilendirmektedir.

Istanbul'umuzun medari iftihari olan Halid bin Zeyd Ebu Eyyub-el Ensari(ra) basta olmak uzere, istanbul'umuz da medfun bulunan bir cok sahabe-i kiram, Rasulallah(sav)'in bu ovgusune mazhar olabilmek umidiyle bu topraklara kadar gelmis ve bu ugurda sehid olmuslardir.


Istanbul Buyuksehir Belediyesi, Istanbul'un 29 Mayis 1453'de ki fethini bu yil da isik, su, ses ve goruntu tekniklerini kullanarak fethin ihtisamina ve anlamina yakisir bir bicimde kutlayacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Belgradkapı semtinde yapılacak törende askerler mehteran bölüğünün muhteşem müziği eşliğinde surlara hücum edecek. Bu yıl giriş kapısı özel bir teknikle kapatılan surlar, askerler tarafından yıkılacak. Aynı anda top atışı ile Cenk Marşı çalınarak hücum dört bir koldan yapılacak.

Bazı askerler surlara tırmanırken bazıları ellerinde koç kafalarıyla surların kapısını yıkacak, surları ele geçiren asker, Fetih Marşı eşliğinde sancağı surlara dikecek.
Törende, Fatih Sultan Mehmet'in arkasında hocası Akşemsettin ve askerlerle birlikte surlardan İstanbul'a girişi de canlandırılacak.
İstanbul'un fethi törenleri için bu yıl ilk defa 20 at ve Osmanlı askerini temsilen 20 at binicisi görev yapacak.

Törende, askeri mehter takımı ve öğrenciler çeşitli gösteriler sunacak.
Kutlamalar çerçevesinde akşam saatlerinde de Haliç'te ses ve su gösterisi yapılacak. Ayrıca sudan oluşturulan perdede İstanbul fetih filmi gösterilecek. Haliç üzerinde kurulan platformda, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Mehteran Bölüğü konser verecek.
Programın sonunda ışık, su, ses, lazer ve havai fisek gosterisi yapilacak.
Muhtesem olacak insallah, bu firsati degerlendirip bir saatligine de olsa o gunlere gidelim arkadaslar... Ben cocuklarimi bilhassa goturmek istiyorum, bugunun onemini anlamalari acisindan muthis olacagini dusunuyorum. Bu aksam saat:9'da baslayacak va yaklasik bir saat surecekmis. Gelirseniz orda gorusuruz...Hoscakalin

Uc Tekbirle Kildirilan Cuma Namazinin Hikmeti  

Posted by Tespih Taneleri... in


Istanbul fethedilince, zafer alameti olarak Ayasofya camiye cevrilmis ve Fetih ordusu ilk Cuma namazini burada kilmislardir. Iste ilk Cuma namazini kildirmak icin ''Her kim bu gune kadar ikindi namazinin sunnetini dahi terk etmediyse namazi o kildirsin'' denildi. Fakat bu cagriya icabet edip hic kimse ortaya cikmamisti. Fetih ordusun da elbette ne kiymetli zatlar, Allah katinda nazli olan nice kullar vardi ama kimse kendini ifsa etmemek icin one cikmiyordu.
Bunun uzerine Sultan Fatih one gecti ve kendisinin de bu gune dek ikindi namazinin sunnetini kacirmadigini beyan ederek Cuma namazini kildirdi. Iste Sultan Fatih bu namazi kildirirken iftitah tekbiri icin ''Allahuekber'' diyerek ellerini kaldirdi. Fakat ellerini gobegi uzerinde baglamayip yanlara saldi. Tekrar tekbir aldi yine ayni sekilde ellerini yana saldi ve ancak ucuncu tekbirden sonra ellerini baglayip namazi kildirdi. Tabi bu harakete kimse bir anlam veremedi. Ve namazdan sonra sordular:

''Sultanim kildigimiz Cuma namaziydi, oysa siz sanki bayram namazi kiliyormus gibi uc tekbir alip namaza oyle basladiniz. Bunun sebebi neydi?
Bunun uzerine Sultan Fatih soyle dedi:

''Sayet bu fethi kabul buyurduysan, namaz kilarken Kabeyi gozumun onune getir, diye Rabbime niyazda bulunmustum. Fakat ilk tekbiri aldigim zaman gozumun gozumun onunde Beytullah'i goremedim. Ikinci tekbir aldim yine Allah'in beytini musahede edemedim. Ancak ''Allahuekber'' diyerek ucuncu tekbiri alinca, Kabetullah'i karsimda gordum ve boylece namaza devam ettim.'' dedi.


Ecdadimizda ki ihlasa bakin canlar, insani sasirtacak derece de butun saltanata ragmen ashab-i kiram gibi hareket etmeye calisiyorlardi. Mekke'de olsun Medine'de olsun fethettikleri her yerde islam'a ait bir tas parcasi dahi olsa sahip cikmis, koruma altina almistir. Bugun ispanya'da muthis bir cami vardir Osmanli'nin zamaninda sahip oldugu gorkemi, ihtisami gururla sergileyen bir cami. Hatta Hz Hatice(ra) anamiza cok guzel bir turbe yaptirmislardi ancak sonradan vahhabiler tarafindan yikildi. Dunya'nin her yerinde bulunan butun kutsal emanetleri toplamayi ve islami asr-i saadetteki gibi yaymayi kendine vazife edinmisti. Dusunsenize kutsal emanetlerin uzerinde biriken tozlari toplamak icin sedef ve yakut islemeli kutucuklar yaptirmislardi. Hatta su an da da bu hizmet devam etmektedir. Muhafaza kutulari Topkapi sarayinda sergilenmektedir. Islam adinaydi hersey, Allah adina ve Rasulallah(sav) hatrina...
Butun gosterdikleri mucadeleler, seferler, fetihler, hicretler ve sadakat hep Allah rizasi ve Peygamber sevgisinden kaynaklaniyordu. Yavuz Bahadiroglu cok sevdigim bir tarihci, yazardir. Allah'in selameti uzerine olsun. Fatih Sultan Mehmet diye bir kitabi var, orda kucuklugu yetistirilisi, Sultan Fatih'le alakali her sey var. Orda okumustum, annesi Sultan Fatih'i emzirirken mutlaka abdestli olurmus ve Yasin suresini okurmus. Daha kucaktayken dusunun ve simdi ki nesle bakin. Iste egitim anne karninda baslar demistik bir ara daha kucaktayken aldigi egitime bakin...
Daha kucuklukten boyle yetisirse bir cocuk iste kutsal emanetlere karsi da bu kadar hassas olur.
Uzerinde ki tozun bile muhafazasi ayri olur. Bir kutsal emaneti alabilmek icin bir ulke fethedilir.
Allah cumlemize herseyin hayirlisini nasip etsin insallah..
.
Bu arada yukarida ki Ayasofya camisinin resmini ben cekmistim. Dikkat ederseniz bir minaresi koyu renktir. Iste o minareyi Sultan Fatih yaptirmis digerlerini sonradan Mimar Sinan yapmistir.
Hayirli Cumalar bol salavat ve dua ile...

Patatesli Poğaça  

Posted by Tespih Taneleri... in


Merhaba arkadaslar ben patatesli poğaçayi cok severim. Gecen gun misafirim gelecekti her zaman kinden degisik olsun diye bu sefer patatesli yapayim diye dusundum. Kendim icin her zaman bir sey yapmaya usenirim hazir bahane cikti bir de boylesini denedim. Harika oldu ayiptir soylemesi:) Aaaa neden peynirli degil diye burun kiviranlar en cok yiyenler oldu:) Her neyse tarifine gecelim. Bu arada sekline takilmayin isterseniz klasik puaca seklinde ya da yuvarlak yapabilirsiniz. Ben degisiklik olsun diye manti yaparken hamurun icini doldurup bas kismindan buzeriz ya iste oyle yaptim.:)

Harci icin:
4 orta boy patatesi iyice haslayip, rendeleyin
2 yemek kasigi zeytin yagi
cay kasiginin ucuyla kirmizi pul biber
1 tatli kasigi tuz
2 sap dereotunu ve
5 sap maydanozu incecik kiyin ve hepsini iyice yogurun.
Hamuru icin:
75 gr oda sicakliginda margarin
1 cay bardagi sivi yag
3 yemek kasigi yogurt
1 tatli kasigi silme mahlep
1 tatli kasigi tuz
1 tatli kasigi seker
1 paket kabartma tozu
1 yumurtanin aki(sarisini ayirin)
Yeterince un

Butun malzemeleri iyice yogurun, hatta isterseniz 10 dk bekletirseniz hamur daha guzel aciliyor. Puacaya istediginiz sekli verebilirsiniz. Onceden 180 derecede isitilmis firinda 30dk pisirin...
Afiyet olsun...




Efendimiz(sav)'in Üstün Vasıfları  

Posted by Tespih Taneleri... in

1-Allahu Teala butun peygamberlerden kendisine uymalari ve yardimci olmalari icin soz almistir.


2-Allahu Teala butun peygamberlerine isimleri ile hitap etmistir. Peygamber Efendimiz(sav)'e ise ''Ey Allah'in elcisi, Peygamberi'' diye htap etmistir.


3- Peygamber Efendimiz(sav)'in korkusu bir aylik mesafede ki dusmanlarin kalbini titretirdi.


4- Kafirlerin mallari daha once ki ummetlere ve paygamberlere haram kilinmisti. Peygamber Efendimiz(sav)'e ve ummetine ise ganimet mallari helal kilinmistir.


5-Eski ummetler belli ibadet yerlerinin haricinde ibadetlerini yapamazlardi. Peygamber Efendimiz(sav)'in ummetine ise butun yeryuzu mescid kilinmistir.


6-Diger ummetler sadece su ile temizliklerini yapabiliyorlardi. Peygamber Efendimiz(sav)'in ummeti icin toprak da temizleyici kilinmistir.


7-Daha once ki peygamberler sadece bir kavme gonderilmislerdi. Peygamber Efendimiz(sav) ise butun insanliga gonderilmistir.

Rabb'im bizleri butun feyiz ve bereketlerin menba-i olan Habib-i Kibriya, Muhammed Mustafa(sav)'i, hayatimizin her anin da kendisine rehber edinenlerden eylesin...
Bir arkadasimin sorusu uzerine bu yaziyi yayinladim, O canlar cani, gonuller sultani Efendimiz(sav) safaatine nail olmak umidiyle...
Sevgiler...

Cenab-i Hak Kur'an'da Neden Biz Diyor?  

Posted by Tespih Taneleri... in

Esselamu aleykum arkadaslar, ilim deryasinda agir agir kurekleri cekmeye devam edelim insallah...
Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim'de bazen ''Ben'' bazen de ''biz'' hitabini kullaniyor. Hic dikkat ettiniz mi bilmem? Ancak benim kafama takilirdi sahsen bu durumun hikmeti. Hamdolsun Arifan dergisinin bu ay ki sayisinda karsima cikti. Mehmet Paksu hoca bu konuyu kaleme aldi ve bizi aydinlatti. Arifan yayinlarindan ve emegi gecen herkesten Allah razi olsun...
Bende sizinle paylasmak istedim bilginiz olsun diye.
Kur'an-i Kerim'de konunun akisina gore, meselenin anlatilisina ve manaya gore hitap tarzlari degisebiliyor. Meallerini okuyacagimiz su ayet-i kerimelere dikkat edilirse mesele acikca gorulur:

''Ey israilogullari! Size ihsan ettigim nimmetlerimi hatirlayin ve son peygambere iman edeceginize dair ''Bana'' verdiginiz sozu yerine getirin ki, ''Ben'' de size verdigim sozu yerine getirip mukafatinizi vereyim. Ve sadece ''Benden'' korkun.'' (Bakara suresi 40-41)

''Kullarim senden ''Beni'' sorduklari vakit de ki; muhakkak ''Ben'' cok yakinim. ''Bana'' dua ettigi zaman dua edenin duasina cevap veririm. Oyleyse onlar da ''Benim'' davetime uysunlar. ''Bana''
iman etsinler ki dogru yolu bulmus olsunlar.'' (Bakara suresi 186)

''Ben, cinler ve insanlari ancak ''Bana'' ibadet etsinler diye yarattim.''(Zariyat suresi 56)

Bu ayetler gibi bir cok ayet-i kerimede Yuce Rabbimiz, kendini Zat'ini ''Ben'' anlamina gelen kelimelerle dile getiriyor. Bu ayetlere dikkat edilirse, ''Bana verdiginiz sozu'', ''kabul ederim'', ''Beni sorduklari vakit'', ''Benden korkun'' gibi ifadelerin dogrudan Cenab-i Hakk'in Zat'iyla ilgili oldugu anlasilir, arada hic bir vasitayi kabul etmeyecegi gorulur.
Yuce Allah'in kendisinden ''Ben'' diye bahsettigi ayetleri buyuk cogunlugu Zat'iyla olgilidir.

''Biz'' diye hitap edilen ayet-i kerimeler de ise, genellikle arada bir vasita vardir. Mesela; Kur'an'in indirildigini haber veren butun ayetlerde ''Biz indirdik'' buyrulur. Butun ayetler vahiy yoluyla indirildigine gore, buralar Allah(cc) ile peygamber(sav) arasinda ki vasita, bilindigi gibi Hz. Cebrail(Aleyhisselam)'dir.

''Bulutla golge yaptik.''(Bakara suresi 57)

Bu gibi ayetler de bu durum goze carpar, isi yaptiran Allah(cc), isi yapansa bir cesit Allah'in emrinden calisan, O'nun memuru konumunda, emri altinda calisan gorevliler mesabesinde meleklerdir.
Ancak burada meleklerin ''memur''lugunu insan memurluguyla karistirmamak lazim. Cunku insanlar acizliklerinden dolayi memur calistiriyorlar. Cenab-i Hak ise kainata hukmeden kudretinin icraatini ilan etmek, onlar araciligiyla azametini, buyuklugunu, hasmetini ve yuceligini bildirmek icin melekleri istihdam ediyor, calistiriyor.
Cenab-i Hak, Esma'ul-Husna'si ve sifatlariyla birlikte hitap ederek, kendi buyuklugunu ve celalini ''Biz'' kelimesiyle ders veriyor. Bir cok mufessirimiz bu tur ayetlerde Cenab-i Hakk'in kendi azamat ve kudretini bildirmek icin bu tarz bir hitabi tercih ettigini bildiriyorlar...
Dualarda unutulmamak umidiyle hoscakalin...

Beyaz Dilekçe...  

Posted by Tespih Taneleri... in

Hayirli Cuma'lar arkadaslar, bugun size benim hayatimda cok onemli yeri olan bu ilahiyi paylasmak istedim. Lutfen dinlerken sozlerine cok dikkat edin. Seneler evvel ben kapanmak istedigim de ve bu tur bazi vafilerimi yerine getirmeme musade edilmedigi, icimin cayir cayir yandigi donemde benim her firsatta yanastigim limanim olmustu. Goz yaslari icinde dinler dinler, dua ederdim ve sonunda: ''Ya Rabb! bu dua da benden sana beyaz dilekcedir, kabul buyur, dinsin icimde ki firtina, bitsin artik bu mahcubiyet. Ben huzurunda basim dik olsun istiyorum artik. Sana layik bir kul Rasul(sav)'e layik bir ummet olmak istiyorum. Ben Senin olmami istedigin gibi ilmiyle amil biri olamak istiyorum, beyaz dilekcemi kabul buyur.'' diye yalvarirdim en cok huzur buldugum yerde secde halinde. Ben cok zor kapandim tam universite sinavlarini kazandigim doneme rastgelince bayagi bir problem olmustu. Cunku ben kapanirsam asla acmazdim. Neyse hamdolsun bu konuda ki en buyuk destekcim babam sayesinde her sey kisa zamanda yoluna girdi. Kapandigim gundur benim dogum gunum. Allah rizasi icin, o kadar itirazlara ve tepkilere hatta alaylara kulak tikadim ve vazifemi yerine getirdim.Hamdolsun! Ne kadar hamdetsem az geliyor.

''Ya Rabb! Sana binlerce kez hamdolsun...Seni ve Rasulallah(sav)'i cok seviyorum, Sen'in sevdiklerini de cok seviyorum. Allah'im Sana yakin olabilmem icin ne gerekiyorsa bana yapmayi nasip et. Ben raziyim Sen'den, yeter ki Sen'de razi ol benden''amin.

Allah'in salat ve selami evvela Efendimiz(sav)'in, ashabinin ve hepimizin uzerine olsun canlar. Dualarda birbirimizi unutmayalim ve bu mubarek gun bol bol salavati serife cekelim insallah...Dualariniz kabul gonlunuz hos olsun...

Hoscakalin...

Bir Cobanin Etkileyen Firaseti...  

Posted by Tespih Taneleri... in

Allah'in salat ve selami evvela Efendimiz(sav)'in sonrada hepimizin uzerinize olsun canlar, simdi sizinle paylasacagim yazi gercek yasanmis, beni cok etkileyen ve aglatan bir hadisedir. Rabb'im feyzini ve bereketini nasip etsin cumlemize insallah...

Hz. Abdullah bin Mubarek(ra) bir gun Medine-i Munevvere disinda seyahat ediyordu. Yolda koyun otlatan genc bir coban gordu. Gence acidi. ''Bu zavalli genc, cocuklukta cobanlik yaparsa buyuyunce Allahu Teala'nin ibadet ve marifetlerini nasil ogrenir.'' diye dusundu ve kendi kendine ''gideyim Allahu Teala'yi tanimasi icin bazi seyler soyleyeyim, bir kac mesele ogreteyim'' deyip genc cobanin yanina geldi. Ona selam verip tanistiktan sonra;
_ ''Evladim, Allahu Teala'yi bilir misin?'' diye sordu. Coban;
_''Kul sahibini nasil bilmez?'' dedi. Abdullah bin Mubarek;
_''Allahu Teala'yi ne ile nasil tanidin, kim ogretti?'' diye sordu. Coban:
_''Bu koyunlarimla tanidim'' dedi. Abdullah bin Mubarek:
_''Bu koyunlarla O'nu ne sekil tanidin ki?'' diye sordu. Coban:
_''Dusunsene, bu bir kac koyun sahipsiz ve cobansiz olmaz, olan da bir ise yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diger tehlikelerden koruyacak birisi lazimdir. Bundan anladim ki kainat, insanlar, cinler, hayvanlar ve diger canlilar bir koruyucuya muhtactir. Hem bunlar kendi kendine olmaz. Su alemde binlerce cesit varliklari yaratan, koruyan, kollayan, hepsine gucu yeten biri vardir. Bu Allahu Teala'dan baskasi degildir. Iste bu koyunlarla Allahu Teala'nin varligini boylece bildim'' dedi.Abdullah bin Mubarek:
_''Allahu Teala'yi nasil bilirsin?'' diye sordu. Coban:
_''O'nu hic bir seye benzetmeden bilirim'' dedi. Abdullah bin Mubarek:
_''O'nun hic bir seye benzemedigini nerden bildin?'' diye sordu. Coban:
_ ''Yine bu koyunlari dusunerek boyle oldugunu bildim.''dedi. Nasil dusundugunu sorunca devam etti coban:
_''Soyle dusundum: Ben bu koyunlarin cobaniyim, onlari sevk ve idare ediyorum. Bakiyorum, ne onlar bana benziyor, ne de ben onlara. Bundan anladim ki, bir coban koyunlarina benzemezse, butun varliklarin sahibi olan Allahu Teala 'da kullarina benzemez'' dedi. Abdullah bin Mubarek:
_''Guzel dogru soyledin. ilimden bir sey ogrendin mi?'' diye sordu. Coban:
_''Ben bu sahralarda nasil ilim tahsil edebilirim ki?'' dedi. Abdullah bin Mubarek:
_''Peki bu firasetle baska ne ogrenmissin?'' diye sordu. Coban:
_''Yuce Allah'in yardimi ile uc cesit ilim ogrendim. Bunlar; gonul ilmi, dil ilmi ve beden ilmidir.''dedi.Abdullah bin Mubarek:
_''Bunlar nelerdir?'' diye sorunca genc coban soyle acikladi:
_Gonul ilmi sudur: Allahu Teala bana kalb verdi. Orayi kendisine muhabbet ve marifet yeri yapti. Istedi ki bu kalb ile O'nu bileyim, taniyayim ve seveyim. Ayrica O'nun sevdiklerini de seveyim, sevmediklerine kalbimde yer vermeyeyim, onlardan uzak kalayim.
Dil ilmi sudur: Allahu Teala bana dil verdi. Bu dilimle kendisini zikretmemi, adini anmami ve nimetlerini anlatmami istedi. Dilimle kotu sozu yasakladi.
Beden ilmi sudur: Yuce Allah bana beden verdi. Onunla kendisine hizmet ve ibadet yapmami istedi. Hayirda kosmayi, kotu islerden uzaklasmayi emretti.''dedi.
Genc cobandan bunlari dileyen Abdullah bin Mubarek isittiklerine hayret etti. Cok memnun oldu.Cobani tebrik etti ve O'na :
_''Ey genc! Senin bu soylediklerin, oncekilerin ve sonrakilerin bilmesi gereken ilimdir. ilmin aslini ve herkese lazim olani sen soyledin. Simdi o temiz gonlunle bana bir nasihat et'' dedi. Coban:
_''Efendi! yuzunuzden alim bir zat oldugunuz belli oluyor. Eger ilmi Allah rizasi icin ogrendi iseniz artik insanlardan bir sey istemeyin, onlardan bir menfaat beklemeyin. Eger din ilmini dunyayi kazanmak icin ogrenmis iseniz ahirette bir faydasini goremezsiniz, cennete giremezsiniz.Ayrica vebali de sana kalir'' dedi.
Abdullah bin Mubarek genc cobana dua ederek ve Allahu Teala'ya sukrederek oradan ayrildi.

Rabb'im bizleri, Mevla Teala'nin nuru ile bakabilen, gonlunu Mevla Teala'nin sevgisi ve muhabbeti ile donatabilen ve O'nun rizasi dogrultusunda yasayan kullarindan eylesin...
Rabbim yar ve yardimcimiz olsun ve bize firaset ihsan etsin umidiyle hoscakalin...
(Arifan dergisine ve hazirlayan butun kardeslerime ilmi bize kaynaklariyla en guzel sekilde yansittiklari icin cok tesekkur ediyorum. Allah'im sizden de onlardan da razi olsun.)

Acaba Biz Firaset Sahibi miyiz?  

Posted by Tespih Taneleri... in

Merhaba arkadaslar firaseti kesfetmeye devam edelim, bizede nasip olsun umidiyle:
Allah dostlarinin cogunun FIRASET hakkinda bir tanimlari var ancak ben aralarindan Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin tanimini paylasacagim sizinle diyor ki:
''Firaset, iman kuvvetinden dogar. Kimin imani daha kuvvetli ise o nispette firaseti keskin yani isabetli ve dogru olur'' buyurmuslardir.
Firaset hakkinda cok sey var ama ben yine elimden geldigince ozet yazmaya calisacagim. Gerci bana gore her cumlesi bir altin nispetinde kiymetli bilgilerdir cunku ilimsiz amel olmaz. ilim olmazsa iflas kacinilmazdir. Firasetin, iman nuruyla yakin iliskisini gostermesi bakimindan su ayet mealini de belirtmek gerekmektedir:
''Ey iman edenler! Eger Allah'a karsi hep takva dairesi icinde bulunursaniz, O size furkan(acik-kapali, hakki batildan, dogruyu egriden, iyiyi kotuden, guzeli cirkinden temyiz ve tefrik edecek bir kabiliyet bir isik) verir.'' Enfal suresi, 29.ayet
Bir musluman kalbini kin, nefret, munafiklik, cekememezlik, dusmanlik gibi her turlu kalp hastaliklarindan temizleyip, iman nuru ile takva muhabbetiyle doldurdugunda, aynaya akseden esyanin sureti gibi bazi sirlar adeta cilalanmis olarak kalbine akseder, baskalarinin gonullerinde ki sakli olan seyleri de kesfedebilir ki, iste bu gercek FIRASETtir.
Gunahlarla hayatini karartan, sehvetin, hirsin, ofkenin, hasedin kulu haline geldigi halde isin farkina varamayan insan ise firaset yoksuludur.
Nitekim Efendimiz(sav) buyuruyor ki:
''Her gunah kisinin kalbinde siyah bir leke meydana getirir.'' buyurarak, gunahlarin firasetin yok edicisi oldugunu haber vermektedir.
Yukarida tarifini yapmis oldugumuz firasetin Kur'an-i Kerim'de, asr-i saadette ve sonraki donemlerde bircok ornekleri mevcuttur. Bunlardan sadece bir kac tane yazacagim:

Mesela Hz. Omer(ra) buyurmustur ki:
''Uc sey hakkinda ki dilegim Allahu Teala'nin vahyine uygun geldi.'' diyerek kendisine Mevla Teala'nin ikramini izah etmistir. Bu uc hususu da Hz. Omer(ra) su sekilde beyan etmektedir:
1-'' Ya Rasulallah! Kabe-i Muazzama daki Makam-i Ibrahim'i namazgah (tavaftan sonra iki rekat namazin burda kilinmasini veya dua edilmesini) ittihaz etseniz'' dedim. Bunun uzerine:
''Siz de Ibrahim'in makamindan bir namaz yeri edinin, orada namaz kilin!'' Bakara suresi 125. ayet nazil oldu.
2- ''Ya Rasulallah! Huzurunuza iyi niyetli ya da fasik kisiler gelip sizlerle(veya hanimlarinizla) gorusebiliyorlar. Hanimlariniza soyleseniz de (ihtiyaten) ortunseler!'' dedim. Bunun uzerine:
''Ey peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve mu'minlerin kadinlarina soyle ortulerini uzerine alsinlar!'' Ahzab surse 59. ayet nzail oldu.
3- Peygamber Efendimiz(sav)'in bazi hanimlari bir defasinda kendisine kiskanclik gostermede ittifak etmisler ve kendisinden megafir koktugunu belirterek nereden geldigini sormuslardi. Efendimiz(sav) Zeynep b. Cahs(ra)'nin yaninda bal yedigini belirmisti. Ben bu hadiseyi duyunca kadinlarin yanina giderek: ''Ey kadinlar! Ya bu hircinliginizdan vazgecin yahut Allah sizin yeriniza daha hayirli hanimlar verir'' demistim. Peygamber hanimlarindan Hafsa Hz. Omer(ra) kizidir. Bilahare:
''Eger o sizi bosayacak olursa belki de Rabbi ona sizden daha hayirlisini verir!'' Tahrim suresi 5.ayet nazil oldu.
Firaset sahibi olmak boyle bir sey. Simdi soruyorum arkadaslar siz ne kadar firaset sahibisiniz?
Belki hic birimizde yok ama neden olmasin? Biz Hz. Omer degiliz diyeceksiniz belki ama onlarin bize ornek olduklarini unutmayalim. Hz. Omer musriklerdendi sonradan bu makamlar nasip oldu.
Allah(cc) cumlemizi firaset sahibi olanlardan etsin insallah...
Sevgilerimle...

Firaset sahibi olmak!  

Posted by Tespih Taneleri... in

Arkadaslar size cok icimizde olan ama farkinda olmadigimiz bir sezgi gucu olan FIRASETten biraz bahsetmek istiyorum. Bu biraz tafsilatli bir konu oldugundan bir kac gune bolup yazacagim ki herkes okuyabilsin ve istifade etsin diye insallah. Efendimiz(sav) buyuruyor ki:
''Mu'minin firasetinden kacinin. Cunku o, Allahu Teala'nin nuruyla bakar.''Ardindan su ayeti okudular:
''Elbette basiret ve firaset olanlar icin ibretler vardir'' Hicr suresi 75.ayet
Bu ilmi bir konudur cok dikkatli okumanizi oneririm, uzerinde durmamin sebebini de okudukca anlarsiniz umid ediyorum.
Mu'minin Allah'in nuruyla bakmasi; onun Allah'in emir ve yasaklarina ya da rizasina uygun isler yapmasi anlamina gelmektedir ve o nur ancak boyle kazanilir. Zira bir baska hadiste Efendimiz(sav) buyuruyor ki:
''Allah bir kulu sevdi mi meleklerine de sevdirir'' ve yeryuzunde '' Allah'in gozu ve eli olur'' yani gozuyle, eliyle, butun azalariyla Cenab-i Hakk'in iradesi ve rizasi dahilinde isler yapar.
Dolayisiyla FIRASET akil ve duyu organlariyla bilinemeyen, ancak sezgi gucuyle ulasilan bilgilerdir. Bu anlamda bir kimsenin dis gorunusune bakarak onun ahlak ve karakteri hakkinda tahminde bulunma da bu terimin kapsami icindedir.


Bu iki sekilde cereyan etmektedir:


1-Allahu Teala tarafindan veli kullarinin kalbine konan nurla onlarin, bir nevi keramet olarak sezmeleri bilmeleridir. Bu ilahi bir vergi, bir ilham oldugu icin zahiri sebebi gosterilmez. Bazi hadislerde bu cesit insanlara ''Muhaddis'' denmis ve bu ummetten ''Muhaddis''lerin cikacagi belirtilmistir. Bunun en guzel ornegi Hz. Omer(ra)'dir. Cunku Hz. Omer'in Allah Rasulu'ne yaptigi bazi teklifler, hemen akabinde inen ayetlerle desteklenmis ve Hz. Omer'in engin firasetinin bir nisanesi olmustur. Bunu detayli bir sekilde yazarim insallah...


2-Delile, tecrubeye, mukteseb ilme dayanarak, gozle gorulen renk, sekil, fiil, soz, mizac ve ahlaki durumu degerlendirip insanlarin ic halini kesfetmek. Bu ikinci feraset, kamil mu'mine has olmayip, belki bir sanattir.


FIRASET tabirinin cogu kez kendisi ile karistirildigi KERAMET ise sozlukte ''iyi ahlakli ve comert olmak'' anlamina gelmektedir. Terim olarak ise ''Allahu Teala'nin salih, takva sahibi, veli kullarindan zuhur eden olagan ustu hal'' manasinda kullanilmaktadir.
Keramet, tipki mucize gibi tabiat kanunlariyla aciklanamayan olagan ustu ve sira disi bir olay olup, mahiyeti itibariyle mucizeden cokta farkli sayilmaz.
MUCIZE peygamberlerden, KERAMET ise tam olarak ona bagli velilerden zuhur eder. Keramete nail olan veli bunun Allahu Teala'nin bir lutfu oldugunu bilir ve sukreder. O'na daha cok baglanir ve sorumlulugundan cekinir, halini ifsa etmez.
Bununla birlikte harikulade haller mu'min-kafir, dindar-gunahkar herkeste gorulebilir.
Boyle haller kafir ve gunahkarlarda zuhur ederse buna istidrac(derece derece helake suruklenme) denir.
Bu halin inancsiz ve fasik kisilerde meydana gelmesi onlarin simarmalarini ve azginlilarini arttirarak ahiretteki azabin siddetlenmesine sebep olmaktadir.
Fakat dinine bagli, ahlakli ve iyi hal sahibi mu'minlerde gorulen harikulade hallere KERAMET, siradan mu'minlerde gorulen bu tur hallere ise MAUNET(ilahi yardim) denilmektedir.


Gunluk hayatimizda siklikla karsilastigimiz bu kelimelerin anlamlarini cok iyi bilmemiz gerektigini dusunuyorum. Ozellikle FIRASET sahibi olmakla aralarinda ki farki ancak bu sekilde anlayabiliriz, cunku mana bakimindan ayni olmasa bile benzerlikleri var. Yarin FIRASETIN inceliklerini ve nasil FIRASET sahibi olabilecegimiz hakkinda yazacagim insallah...
Simdilik hoscakalin...

DUA CICEGInden Dualarin En Ustunu!  

Posted by Tespih Taneleri... in


ELHAMDULILLAH
''Hamdlerin en guzeli, dualarin en ustunu ve Allahu Teala'nin en cok hosuna giden duadir Elhamdulillah!''
diye buyuruyor Rasulallah(sav).
Sukur sadece nimete yapilir arkadaslar, Hamd hem nimete hem de basa gelen butun sikintilara yapilir. Herkesin kendine gore bir nimeti vardir. Mesela benim icin en buyuk nimet ne olabilir diye dusundugum zaman aklima gelen ilk sey Efendimiz(sav)'i uyanikken aklim basimdayken gorebilmektir. Bundan daha buyuk ve hayirli bir nimet ben dusunemiyorum ancak bazilarimizin en buyuk nimet deyince akillarina baska turlu seylerde gelebilir bu da tercih meselesidir. Bir hadis-i serifte soyle buyuruyor Allah Rasulu(sav):
''Allahu Teala kulunun tovbesine ne kadar sevinir, kisir bir kadinin dogurmasindan daha cok sevinir''
Burda ki orneklendirme cok muhim cunku hakikaten dusunsenize kisir bir kadinin cektigi izdirabi ne buyuk nimet olur ona bir bebek dogurmasi. Hic bir seye uzulmese bile insanlarin baskisi, dedikodulari bile yipratmaya yeter. Yani hadis-i serifte buyruluyor ki:
''Buyuk bir nimet karsisinda insan bir kere Elhamdulillah derse sukrunu yapmis olur. Allah ona daha sukur hesabi sormaz. ikinci defa Elhamdulillah derse cok buyuk sevap olur. Ucuncu kez Elhamdulillah derse, butun gunahlarinin affina vesile olur, magfiret olunur.''
Hadis-i serifin aciklamasinda su dikkatimi cekti canlar, mesela en basitinden su ictiginiz zaman uc kere Elhamdulillah derseniz diyor magfiretinize sebebtir. Yani bir kere derseniz sukretmis olursunuz, iki kere derseniz cok sevap olur,uc kez derseniz affolunursunuz. Kurban oldugum Mevla Teala affetmek icin bahane ariyor iste. Su icmek basit gelebilir duydugunuzda ama buyuk bir nimettir. Hatta daha hala bir damla suya muhtac insanlari hatirlarsaniz ne buyuk bir nimetin icinde oldugumuzu anlarsiniz. Ben simdi cocuklarima uc kez soyletmeye calisiyorum, bazen de ben unutuyorum anne uc kez soylemen gerekirdi diye hatirlatiyorlar:) Nasil hosuma gidiyor yine uc kez Elhamdulillah diyorum. Biliyor sunuz ki bir cocuga en guzel ogretme tarzi davranistir. Once biz yapacagiz, sonra onlara anlayacaklari sekilde anlatip, uygulamalarini saglayacagiz. Bir mu'min yetistirdigimizin farkinda olarak onlara karsi dikkatli davranalim. Davranislarimizla ogretici olalim, nasihatle degil canlar, unutmayin ki Efendimiz (sav) yasiyordu, ashabi uyguluyordu...Bu arada hatirlatayim yine basiniza gelen bir sikinti halindede hamd etmek lazim demistik, cunku hamd etmek belayi uzerinizden cabuk kaldirir. Sikildiginiz an da yine agzinizi alistirin Elhamdulillah demeye, insallah kisa zamanda atlatmaniza vesile olur insallah. Aksi halde hep deriz ya bazen geldi mi ustuste geliyor diye, iste hersey ustuste gelir Allah muhafaza.
Elhamdulillah,
Elhamdulillah
Elhamdulillah Ya Rabb!
Farkinda oldugum ya da olmadigim, bildigim ya da bilmedigim ihsan etmis oldugun butun nimetler icin.
Allah'in selami, rahmeti ve bereketi hepmizin uzereine olsun...
Salat ve selam Efendimiz(sav)'e ve ashabina olsun...
Selam ve dua ile hoscakalin arkadaslar...

Sultan Fatih bile olsa...O Bir Talebe...  

Posted by Tespih Taneleri... in

Iste bir padisah, iste bir sultan, iste bir mu'min, iste bir talebe, iste bir insan...
Hayatimizda ogrencilik hic bitmez, ogreneceklerimiz bitmez cunku. ilim talebesiyiz hepimiz, ilimse bir derya gibi ne kadar ogrensen, her gun ogrensen bitmez, Allah ogrendiklerimizi yasamayi nasip etsin insallah. Osmanli ilme ve ogrenmeye cok onem veriyordu. Bu beni en cok etkileyen yonudur Sultan Fatih'in devamli bir ogrencilik ve kulluk suuru icerisinde...
Fatih Sultan Muhammed Han'nin talebeligi olene kadar surdu mesela..
Sultan Fatih'in dehasi sayesinde yasadigi devrin bir cok ilmini hizla ogrenmis, bir cok ilim dalinda da alim olmus hatta deha eseri gostermistir. Sultan Fatih butun sehzadelere ogretilen  Cagatay lehcesi ile Farsca ve Arapcanin disinda, o devrin  gecerli dilleri olan Yunanca, Latince, Sirpca, italyanca,ve ibranice'yi de ogrenmistir. Osmanli sultanlarinin cocuklarina baktigimiz da, Sultan Fatih'in derecesinde cesitli alimlerden ders goren baska bir sehzade olmadigini goruyoruz. Hatta ilme olan meraki sebebiyle, padisah olduktan sonra bile hocalarindan ilim tahsil etmeye devam etmistir.
Sultan Fatih Istanbul'u fethettikten sonra, oraya kendi ismiyle anilan bir cami serif bina ettirdi. Etrafinda da ilim ehli icin buyuk bir medrese yaptirdi. O gunun en gozde ilim merkezlerinden biri olan bu medrese de, bazi hocalafr icin ayrica ozel odalar yapilmisti
Herkes yapilan bu ozel odalardan bir tanesinin kendisine tahsis edilmesini istiyordu. Fakat odalar sinirli sayi da oldugundan, medresenin ilim heyeti tarafindan bir imtihan yapilmasi ve bu imtihanda basarili olanlarin buradan oda almaya hak kazanmasi kararlastirildi.
Sultan Fatih ulemayi cok sever, onlarla oturup onlarla kalkardi. Dolayisiyla ulemaya daha yakin olabilmek dusuncesiyle kendisine de orada bir oda tahsis edilmesini arzu ediyordu. Fakat medresinin ilim heyeti, almis olduklari karar sebebiyle medresede ozel odaya sahip olmak icin sartlarin belli oldugu ve mutlaka imtihanda basarili olmak gerektigini, bunun disinda kimseye oda tahsis etmenin mumkun olmadigini, aksi takdirde bunun haksizlik olacagini ifade ettiler...
Bunun uzerine Sultan Fatih'de bu sarta riayet etti ve medresenin ilim heyeti onunde yapilan imtihani basariyla verdikten sonra, kendi yaptirdigi medrese de bir odaya sahib olabildi.
Burda ki incelige bakin Sultan dahi olsa, padisah dahi olsa herkesle esit muamele goruyor. Simdi olsa en basta kendilerine ozel hazirlik yaparlar...
 Ne kadar cok eksigimiz var canlar gorun, ben cok uzuluyorum. Su televizyondan uzak, faydali kitap okuyan, sacma sapan milletin uydurdugu uydurma kahramanlara ozenen cocuklarimiza Hz. Hamza gibi, Hz. Ali gibi, Hz. Omer gibi, Sultan Fatih gibi, Barbaros Hayrettin  Pasa gibi kahramanlari onlara anlatip sevdirmeye calismamiz lazim.

Allah'im hic degilse bundan sonra ki nesle boyle bir suur, boyle bir ilim zenginligi, boylesine bir iman kuvveti nasip et...amin

Sevgilerimle...

Ne Gelirse Gelsin Hakk'tan EYVALLAH!  

Posted by Tespih Taneleri... in

Her tecelli eden madem ki Cenab-i Hakk'in takdiri ve muradiyladir; O halde hakla kabul ettik EYVALLAH!
Su an da anlayabildigime yahut sonradan idrak edecegim irfana simdiden EYVALLAH!
Guzel ya da cirkin diye tavsif ettigimiz velakin hepsinde gizli ve asikar olan hikmete, gordugum, gormedigim esrar-i ilahiyeye EYVALLAH MEVLAM!
Senden gelene ya da gelmeyene, ne sekilde belirlemissen kaderime, bu oyunda ki bictigin rolume, yurekten kocaman bir EYVALLAH!

Eyvallah Ya Rabb herseye EYVALLAH!
Sen varsin biliyorum ya
Efendimiz(sav)'i az da olsa taniyorum ya
Yeteri kadar olmasa da seviyorum ya
Musluman bir ailede musluman dogdum ya
Ya Rabb nasil istersen oyle olsun EYVALLAH!
Her namazda teslimiyetteyim ya
Her secdede huzurundayim ya
Aldigim her nefes Medine hasretiyle donuyor ya
Rasul'un ozlemi icimi yakip kavuruyor ya
Kavusmak bir mechulde olsa
Senin Rahmetin benimse umidim var ya
Ya Rabb Sen ne takdir buyurursan EYVALLAH!
Ben raziyim herseye, Sen de razi ol benden Senin riza makamin var ya
Gunahkarim biliyorum, hataliyim, sucluyum, gormezden geliyorum ya
Ancak Senin affetmeyi ne kadar sevdigine de biliyorum ya
Ya Rabb ben sana layik kul olamadim, simdiden ne dilersen can-i gonulden EYVALLAH!

Husna

Hayirli Cuma'lar arkadaslar, Allah'in selami, rahmeti ve bereketi hepimizin uzerine olsun...

Bir günde üç ödül! Teşekkürler!  

Posted by Tespih Taneleri... in

 Yesil dunyam, Sakli inci ve Berra'nin coplugu arkadaslarima cok tesekkur ederim. Dun ayni gun icersinde ayri ayri arkadaslardan alinca bu odulu bayagi sasirdim ama tabi ki cok sevindim. Benimde bu odul icin on blog secmem gerekiyormus. Devamli takip ettigim cok guzel bloglar  ama var malesef secim yapmak zorunda kaldim. Rabb'im cumlemizi islam nuruyla, iman kuvvetiyle odullendirsin insallah canlar...
Hayatimizdan faydali ilim ve basari eksik olmasin...Her sey gonlunuzce olsun...

inciminci
humeyra'nin yeri
yemek yapalim
ezgili tarifler
ebruli yemeklere hosgeldiniz
iki dirhem bir cekirdek
islam tarihi
elif...den
hayatimin icinden
yurekten kaleme

Sevgilerimle...

Yemen (Ruhu Silkeleyen Bir Şiir)  

Posted by Tespih Taneleri... in ,

























Esmekte iken rüzgâr, düşmekte iken dalından yaprak
Zulüm ile çiğneniyordu "Asr-ı Saadeti" gören toprak.
O Asr-ı Saadeti yaşatan Nebi, yaşayan Ümmet ne şanlı
Bu kutsal toprakların son varisiydi Ulu Osmanlı.
Dağların, Ovaların, Denizin, Çölün karşılaşması bu,
İman ile küfrün, hilal ile haç’ın hesaplaşması bu.
Cepheler açılmakta durmadan, cepheler yarılmakta
Ceddi Osmanlı, aşina çöllerde susuz bırakılmakta.
İman ile küfrün cihadı bu; Hak yolunda can verilir.
Estikçe çöl rüzgârı; Yarab! Altında şüheda görünür.
Rüzgâr neyse anladık, lakin ağaçlar sıcaktan kırılmakta
Kimi anlından haç, kim sırtından hilal ile vurulmakta.
Taşır; Hüda’ nın izniyle ecdadından aldığı hasleti
Kılıç değil, öldürür Mehmet’ imi dostunun ihaneti.
Kavrulan çölü yeniden kavurmaya doğmakta güneş
Hak yolunda Alaylar kırılmakta ben deyim üç, sen de beş.
Yemen anamın gözyaşı, Yemen yavuklumun türküsü,
Yemen yetimin hıçkırığı, Yemen Mehmet’ imin öyküsü.
Vurulmuş sırtından ihanetle yüzükoyun yatmakta
Yemen’de çöl ağladı.
Yemen’de güneş hicap ile batmakta.
Hilal’in yerini alırken haçlı küfürbazlar, pek de namlı
İhanet sahibi feryatta:
— Nerdesin?
— Yetiş!
— Kurtar bizi, Şanlı Osmanlı.
Geçti! Lakin geçmez sırtımdaki ihanetin yarası.
Yemen! Neslimin gururu, Mehmet’ imin acı hatırası.
Çıkarma! Bırak dursun. Tarih boyunca sırtımdaki ihanet
Dünya durdukça bilinsin ki insanlık Şanlı Osmanlıya mihnet.

Yüksel Erentürk Yılmaz


***********
Benden kopan her sey, tamamen eksikleridir.
Su virane gonlum, sanki Yemen elleridir.
Huseyin Uysal

***********
Yemen deyince akliniza ne geliyor canlar? Eminim cogumuzun aklina meshur kahvesi geliyordur ama ben size Yemen'le ilgili biraz daha farkli seylerden bahsedecegim.

Efendimiz(sav) buyuruyor ki:
Iman Yemen'lidir, Hikmet Yemen'lidir, ilim Yemen'lidir, tasavvuf  Yemen'lidir, Nur ve butun bereketler Yemen'lidir.
Yine buyuruyor ki canlar cani(sav):
Allahu Teala'nin manevi nefesini  Yemen'den hissediyorum.

Burda cok derin manalar var canlar Allahu Teala(cc) bizim gibi nefes almaz hasa! Tecellilerinden bahsediyor Allah Rasulu(sav). Ulemanin, seyyidlerin cogu Yemen'den gelmektedir.
Kiyametin kopacagi zaman yani hayatta Allah diyen bir kul kalmayinca (Cunku Allah diyen bir kul olsa uzerine kiyamet kopmaz) butun insanlarin bir anda olecegi gun, Yemen'den gelecek  olan ruzgar zerre kadar imani olan her muslumanin sag koltuk altindan girecek ve o an vefat edecekler. Onun icin bir hadis-i serifte yine ne buyuruyor Allah Rasulu(sav):

''Yemenin hayri coktur.''

Butun alimlerin temelleri Yemen'den geliyor. Arabin asli da Yemen'dendir arkadaslar. Rasulallah(sav) dedelerinin gelis yerleri asillari da Yemen'dendir. Mekke yerlesim yeri olarak cok kurak ve elverissiz bir yerdi bu yuzden yerlesim yeri olarak Hz. Ibrahim(as)'dan sonra kullanilmaya baslandi. Ibrahim(as) oglu Ismail(as)'mi Curhum kabilesinden bir kizla evlendirdi. Curhum kabileside Yemen'den gelmistir. Efendimiz(sav)'de Ismail(as)'in soyundan geldiginden dolayi anne tarafi Yemen'den gelmis oluyor.

Canlar sifa-i serif derslerinde dinledigim bu bilgiler bana cok ilginc gelmisti daha once hic bir yerde rastlamadim. Sizinlede paylasmak istedim. Bu siir de beni cok etkiledi dogrusu, su an Yemen yonetimi cok kotu durumda ama Allah hakettigi duruma getirsin insallah mubarek topraklarimizi...
Rabbim bereketini gostersin insallah...
Sevgilerimle...


Sifa-i Serif  

Posted by Tespih Taneleri... in

Esselamualeykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
Bayagi yogun bir hafta gecirdim, dislerimle ilgili biraz sikinti yasadim ama hamdolsun simdi iyiyim. Yirmilik dislerimi cektirmem gerekiyormus. Babam dis doktoru olmasina ragmen felaket korkuyorum. Bana gel benim icin iki dk lik is dedi ancak gel bir de bana sor. Simdilik erteledim kendimce. Acayip bir agri cektim. Yine en guzelini dusundum. Beni ancak Allah kurtarir diyerek oturdum sifa-i serif dinlemeye niyet ettim, dinlerkende dua mi ettim. Inanir misiniz daha dinlerken agri filan kalmadi. Simdi rahatim ama babama gidecegim en kisa zamanda cekilmesi gerekiyorsa yapacak bir sey yok. Ben boyle bir agri gormedim Allah beterinden korusun bir daha yasatmasin.

Babamda bir zamanlar ogretmenlik okuyormus. Bir gece disleri cok agrimis ama agridan delirdim diyor. Bir tane doktor bulamamis gece oldugu icin. Bir doktorun evini bulmus sonradan ve rica etmis rahatsiz ediyorum ama lutfen su disime bir bakin cok agrim var. Doktor yarin gel demis. Babamin oyle zoruna gitmis ki ogretmenligi birakmis ve marmara unuversitesinde dis doktorlugunu okumaya baslamis. 40 sene  once yasanan bu olay bana cok ilginc gelmisti nasip meselesi iste.

Arkadaslar sifa-i serif Efendimiz(sav) hakkinda yazilan en kiymetli, esi benzeri olmayan, butun ulemanin talebelerine ders olarak okuttugu, Osmanli'nin cok kiymet verdigi medreselerde yine ders olarak okutuldugu hatta padisahlara ozel olarak okutuldugu ya da seferlere cikmadan okutturuldugu, faydasi pek buyuk ve menfaati cok fazla olan Kazi 'iyaz Hazretlerinin Allah'tan gelen ilhamla yazmis oldugu muhtesem bir eserdir.

Rasulullah(sav)'in kiymetli zatinin sahib oldugu, yaratilis guzelligi, akil ustunlugu, dusunce isabeti, himmet yuceligi, comertlik ve gonul genisligi gibi faziletlerinin tafsilatiyla hadis kitaplari meshundur.
Bu konu da yazilan en buyuk ve en guzel eser sifa-i seriftir. Hatta Fransa'da meshur mustesrik Lounis Massignon derki;

''Avrupa'nin Rasulallah(sav)'in guzelliklerini ve ovguye sayan faziletlerini hakiyla anlayabilmesi icin Kazi Iyaz Hazretlerinin kitabinin Avrupa dillerinden birine cevrilmesi yeterlidir.''
Kazi Iyaz Hazretleri bu kitabi yazdiktan sonra ruyasinda Efendimiz(sav) gorur. Efendimiz ona:
''Beni boyle guzel anlatan, beni boyle guzel oven hic bir kitap yazilmadi. Bu kitabin hurmetine Allah'in cenneti sana hak oldu''buyurmus ve agzindan opmus. Kazi iyaz'da:
''Bu kitabi okuyan ve istifade eden herkese cennet hak olsun'' dedi.

''SIFA kitabi'nin bereketi musahade edilmistir. Bu yuzden onun bulundugu hic bir mekanda zarar vaki olmamistir. Bulundugu hic bir gemi de batmamistir. Her hangi bir hasta onu okudugunda veya kendisine okundugunda Allahu Teala'nin ona sifa verdigi tecrubeyle sabittir. Ben de bu kitabin bereketini musahade edenlerdenim''  Sihab el-Hafaci

Ayetlerle hadislerle Efendimiz(sav) anlatilirken, bir de muthis bir dua yagmuruna mazhar oluyorsunuz.
Bu yazdiklarim ozet bile degil oyle bir kitap ki nasil anlatsam, ne yazsam da onemini anlasaniz bilmiyorum.
Bana da dun Kur'an hocam telefon edip tesekkur etti ve bunu mutlaka sitene yaz dedi. Esi bir iki senedir her turlu donanima sahib olmasina ragmen issizdi. Sifa-i Serif'in bereketiyle cok guzel bir ise girdi. Okumaya basladigimdan beri cok rahatladim diye anlatti. Bende cok istifade ettim canlar, o yuzden de sizinle paylasmak istedim. Hayatima bir gunes gibi dogdu hamdolsun. Daha hikmetlerini ya da gordugum bereketlerini anlatmaya kalksam inanin sayfalar surer. Yalniz su kadarini bilin olur da okuyamazsaniz internette sifa-i serif dersleri var dinleyebilirsiniz. Kisaca yazmak istiyorum ama bu kitabi anlatmak kolay degil hele bir de yasayinca faziletlerini... Neyse evinizde veya arabanizda mutlaka bulundurun.
Rabbim sizede istifadesini nasip etsin insallah.
Hoscakalin...

Kulluk Bilinci  

Posted by Tespih Taneleri... in

Hazreti Aise(ra)'dan:

Nihayetsiz mulkun seyyidi ve kevser havuzunun sahibi hemen bir koseye cekilip namaza basladilar. Bir ara secdede o kadar uzun muddet kaldilar ki, O'nu secdeden hic kalkmayacak sandim. Yuregime korkunun mizraklari batti, endiselendim ve elimle yoklarken ayagina dokunmus olacagim ki kimildadi. Bende hayatta olduguna kanaat getirerek sevindim. Dikkat kesilerek neler dedigini duymaya calistim. Secde aninda soyle dua ediyordu:

''Ya Rabb! Sana yalniz benim tenim degil, canim da, ruhum da secde etmistir. Kalbim Sana imanla dolmustur. Eyy buyuk Allah! Sen butun gunahlari af ve magfiret eyle. Su an da Senin huzurunda Davud Aleyhisselamin dedigi gibi, yuzumu efendimin huzurunda topraklara surmekteyim. Senin huzurunda yuzleri topraklara surmekte revadir, sezadir. Yuzum onu yaratmis olan Allah'a secde etti. Kulagimi ve gozumu yaratanin onunde secdeye kapandim.''

Secdeden mubarek basini kaldirarak soyle devam etti Allah Rasul'u(sav):

''Ya Rabb! Bana temiz, pak ve tahir bir kalb ver.''

Yine secdeye kapandilar, yine dua ve niyazlarla yalvardilar:

''ilahi! Senin gazabindan hosnutluguna, ceza vermenden af ve magfiretine iltica ederim. Ben Senin kendine sena ettigin gibi, Sena etmekten acizim!...''

Dua ve niyazlari bitince bana donup buyurdular ki:

''Ya Aise! Bu gece Allah Zelcelal beni kelb kabilesinin koyunlarinin tuyleri sayisinca muslumani cehennem azabindan azad eder.(yani Allah kullarina rahmet nazariyla bakar). Ancak Allah bu gece musrike, cok buguzkar kimseye, akrabalik(munasebetlerini) kesene, buyukluk taslayana, ana ve babasina isyan edene ve sarap dukunu ayyasa (rahmet nazari ile) bakmaz.

Efendimiz(sav) peygamberken, Allah'in en sevdigi kuluyken nasil da niyaz da bulunuyor goruyorsunuz degil mi? Onu da birakin, on sekiz bin alem onun yuzu suyu hurmetine yaratilmisken, hepmizin var olus sebebiyken, butun peygamberlerin hem evveli hem sonuyken, cennet Onun icin garanti iken bile nasil icten dua ediyor? Kendimizi tartalim, olculeri iyi anlayim, nasil niyaz da bulunmamiz gerekiyormus ogrendik. Namazdan hemen sonra carcabuk kalkip dunya islerine kosusturmanin alemi ne? Once hulus-i kalb ile guzel bir sekilde duamizi yapip kullugumuzun farkina varalim, acziyetimizi itiraf edelim. Allahu Teala ne buyuruyor:
''Bana dua ediniz, isteyin vereyim''
''Sen bana bir adim gel ben sana on adim geleyim.''

Dua ederken Allahu Taela ile konusur gibi dua edip, kulluk suurunu icimizde hissetmemiz lazim.
Alnimiz secdedeyken tum ruhumuzla, tum bedenimizle secde ediyormus gibi Allahu Teala'nin huzurunda oldugunun bilincinde olarak niyaz da bulunursak bu durum hem Allah'in cok hosuna gidecektir hem de sizin imaninizi arttiracaktir. Kulluk bilincinde olmak hassas bir noktadir, bir baska deyisle her an her dakika ihlas ihlas ihlas canlar. Kime kulluk ettigimizin farkinda olalim, devamli kosusturdugumuz evin islerine mi, cocuklara mi ya da eslerimize mi ya da is yerinde bizi bekleyen birikmis islere mi en cok neye zamanimi veriyoruz ya da tum enerjimizi en cok kime sarfediyoruz? Arkadaslar aslinda bu saydiklarimin hepsi Rabb'min bir nimeti bize. Iste kulluk bilinci budur insanoglu kendisine karsiliksiz verilen butun bu nimetlere karsi Rabbine karsi ne kadarda nankordur buyuruyor ayette. Allah kurban oldugum biliyor yarattigi kulunu tabi... Biz kullugumuzu bize ihsan edilen nimetlere degilde, esas herseyin ve hepimizin yaraticisi Allahu Teala'ya yapmaliyiz. Kendimizi biraz gozlemleyelim canlar ve farkinda olalim.
Bize sah damarimizdan daha yakin olan, birakin yaptiklarimizi icimizden gecenleri dahi bilen Allah'u Teala'ya layik kullar olmak adina birbirimize dua edelim arkadaslar. Efendimiz(sav) buyuruyor ki:

'' Bir mu'minin bir mu'mine ettigi dua daha cabuk kabul olunur''

Ayrica bu durumda imani arttirma vesilesidir. Degerlendirelim insallah...

Husna

Etli Patates Yemeği  

Posted by Tespih Taneleri... in

        
Her zaman ki gibi cok kolay bir yemek tarifi ile karsinizdayim arkadaslar. :) Ya hu bazen dusunuyorum bugun ne yapayim. Hele bir de canim yemek yapmak istemiyorsa eyvah! Hemen ilk aklima bu yemek gelir. :) Ugrastirmiyor hemde besleyici... :) Gerci eminim hepinizin bildigi bir yemek cesididir ancak her yigidin yogurt yemesi baskadir kabilinden yazayim dedim. Bu arada kiz kardeslerim icin tabi malum kac senelik evli dahi olsalar hala bu nasildi, su nasildi diye sorabiliyorlar. Bende oyleydim aslinda evliligimin ilk bes senesi hep annemin gozune bakardim, caktirmadan sorardim bugun ne yaptigini. Ben sorunca da dayanamaz getirirdi nasil sevinirdim. Tuhaf bir huyum var yemek yaparken doyuyorum. Her ne kadar artik guzel yaptigimi bile soyleselerde, annemin yaptigi yemekler daha lezzetli gelir bana. Onu cok seviyorum, annem 15 yasinda evlenmis, 16 yasinda ben dogmusum. O yuzden annem hep beraber buyuduk derdi, bir kardes bir arkadas gibi yani...Neyse cok uzattim yine...

Malzemeler:
5 adet orta boy patates
100 gr kusbasi dogranmis et
4 yemek kasigi sivi yag
1 kuru sogan
1 tane sivri biber
2 yemek kasigi domates salcasi
1 yemek kasigi biber salcasi
1 tatli kasigindan biraz fazla tuz
1 cay kasigi karabiber

    Once eti ayri bir yerde iyice haslayin. Tencereye sivi yagi koyun, pismis  etleri  ve baharatlarini ekleyin iyice kavurun. Sonra salcalari ekleyin kavurun sonra da kup kup dogranmis patatesleri  kavurun. Yalniz patatesler iyice kavrulsun etle beraber. Uzerini 2 parmak gececek kadar kaynamis su ekleyin. Sogani ve biberi pistikten sonra cikarilmak uzere butun sekilde koyun. Suyunu siz istediginiz gibi ayarlayabilirsiniz mesela benim cocuklarim fazla sulu sevmedikleri icin yeterli olabiliyor. Ancak dilerseniz suyunu fazlalastirabilirsiniz.

                                                                                                                   Afiyet Olsun...

Buhara Pilavi  

Posted by Tespih Taneleri... in

                                                                                        
Bugun size buhara pilavi diye bilinen ama bizim aramizda tas kebabi diye adlandirdigimiz bir yemegi yazacagim. Ben ve cocuklar cok severiz ama annemi ve kardeslerimi alistiramadim bir turlu malum dogululara bazi tarzlar cok degisik gelir. Mesela annem piricle tarcin ne alaka canim der hep. Aslinda gerek misafire gerekse gunluk hayatimizda her zaman yapabilecegimiz bence cokta lezzetli bir yemek cesididir. Neyse herkesin damak tadi baska yapacak bir sey yok.
 Hatta bir gun annem, kiz kardesimin kayinvalidesini, gorumcesini ve hatta kayinvalidesinin kiz kardesini yemege cagirmisti. Bursa'daki guzeller guzeli teyzemde bizdeydi. Hadi degisik bir sey yapalim hep ayni seyleri yapiyoruz falan dediler. Bende size buhara pilavi yapayim cok degisik ve hemde cok kolay ayrica cokta lezzetli dedim. Daha once yemedikleri icin degisik olsun diye hadi yap dediler. Dunurlerimizde yabanci degil. Damadimiz annemin halasinin oglu oluyor cok severim kendisini. Yani onlarda Mardin'li. Servis basladi, ikram yapildi. Yazik belli etmemeye calistilar ama hakkaten cok degisik olmus dediler. Butun gun mutfakta gulmekten mahfoldum. Teyzem begenmisti ama, annemde gidip gelip baska bir sey bulamadin mi? Bilmiyor musun biz bu kadar degisik tadlara alisik degiliz diye soylendi durdu. Neyse bu yemekle ilgili hos ve komik animdir. Hala andikca guleriz. Neyse cok uzattim farkindayim hemen tarife geciyorum...(Nedense resimde biraz bulanik cikti :) )

Malzmeler:
1 kilo kusbasi et
3 yemek kasigi domates salcasi
2 su bardagi pirinc
1 yemek kasigi tarcin
2 yemek kasigi nane
1 cay kasigi karabiber
1 cay kasigi tuz
1 paket kus uzumu
1 cay bardagi kirik ceviz

Oncelikle pirinci kaynar suda bekletelim. Ete salcayi koyun ve tarcindan bir tatli kasigi ekleyip iyice kavuralim. 5 su bardagi kaynar su ekleyip iyice pisirelim. Pilav tenceresini tabanini kaplayacak kadar yagi dokup, pirinci kavurmaya baslayalim ve uzerine kus uzumunu, naneyi ve bir tatlikasigi daha tarcini,tuzunu  ekleyip kavurmaya devam edelim. Sonrasinda etin tarcinli ve salcali suyundan 3 su bardagi suyla pirinci pisirelim. Pistikten sonra tekrar bir tatli kasigi nane ve karabiberi ekleyip dinlendirin. Corba kasesine cevizleri dizin, sonra etleri ve uzerine pilavi bastirip ters cevirin. Bu arada eti pistikten sonra ayri bir kaba alip servis yapacaginiz zaman pilavin ustunede serpebilirsiniz...
Afiyet olsun...

Sevginin Püf Noktası...  

Posted by Tespih Taneleri... in ,


Gercekte, asla sevgilisince aranmadan ortaya cikmaz sevgili
Sevginin yildirimi dustu mu bir yurege, bil ki sevgi basverir o yurekte
Yureginde buyumeye basladi mi Allah sevgisi
Hic kusku yok ki sevmeye baslamistir Allah seni
Mevlana Celaleddin-i Rumi

Ne guzel soylemis mubarek...Yine Fatma Bayram hocamin kitabinda okudum, sizinlede paylasmak istedim. Sevmek, sevebilmek, sevdirmek, sevgiyi gosterebilmek lazimdir.

Sevmek bir sanattir canlar. Diger  butun sanatlarda oldugu gibi, caba  sarfetmek gerekir. Bu ugrasi isteyen ama asla zor olmayan bir sanattir. Oncelikle sartimiz karsindakinden hic bir sey beklemeden sevebilmektir. Yani sevmedeki amac sadece Allah rizasi icin sevmek olmali. Allah rizasi icin, karsiliksiz, hic bir menfaat ummadan sevenlerin kiyamet gununde Ars-i Ala'da ozel olarak agirlanacaklari ve kiyametin hic bir sikintisini yasamayacaklari hadislerle sabittir.
Efendimiz(sav) buyuruyor ki:

''Allah icin sevin, Allah icin buguz edin''

Bu amellerin en faziletlisi en kiymetlisidir ve ahirette dereceleri vardir. Karsinizda ki kim olursa olsun Allah rizasi  icin sevin ya da sizi kizdirdiysa bile Allah rizasi icin sakinlikle nefsinizi terbiye edin. Cunku ofke beynide, kalbi de oldurur. Size benim her zaman herkese anlattigim cok hosuma giden bir rivayeti yazayim:

Hasan el-Basri Hazretlerine bir gun bir arkadasi gelir ve der ki ''Su Falan kisiler senin aleyhine konusuyorlar haberin olsun''. Mubarek Allah dostlarinin isine akil sir ermez her yaptiklarinin bir hikmeti vardir. Hasan el-Basri Hazretleri ertesi gun alisverise gider ve elini kolunu doldurur. Kendisinin aleyhine konusanlarin evlerine dogru yurumeye baslar. Arkadasi hayretler onu izlemektedir. Sonunda gidecegi yere varir ve kapiyi calar elindeki verir. Ev sahibleride sasirdilar tabi bir de kapida onlara ''Allah razi olsun'' der.Arkadasi hemen saskinlikla sorar '' Ben sana arkandan konustular dedim sen ne yaptin bu ne demek oluyor''
Hasan el- Basri Hazretleri buyurur ki; ''Onlar benim hakkimda konustuklari icin gunahimi aldilar konustuklari kadar, bende cok hafifledim tesekkur etmek icin boyle bir sey yaptim''

Iste canlar bu nazarla bakmak her olaya cok zor ama yapilamayacak bir sey degil. Ben de bu zamanda yasiyorum Hamdolsun elimden geldigi kadar yapmaya gayret ediyorum. Cunku ben herkesi Allah rizasi icin seviyorum, hic kimseden bir sey beklemiyorum. O yuzden kim ne yaparsa kendine yapar. Ister kotuluk yapsinlar benim icin fark etmez,i ster iyilik yapip sevap kazansinlar... O zaman insanlar sizin icin olcu olmaktan cikar ve rahatlarsiniz. Yani kisaca ozetlersek sadece herseyi ve herkesi Allah rizasi icin seversek ve ne yaparsak yapalim Allah rizasi icin yaparsak zaten kimsenin yaptigi sizi rahatsiz etmez cunku siz zaten onun icin yapmamissinizdir. Sevmenin puf noktasi bence budur. Bizde kar var zarar yok insallah.
Son soz olarak yine Fatma Bayram Hocamin ''Bir Vaizenin Gunlugu'' adli eserinden bir alintiyla bitirmek istiyorum.

Sevgisiz zeka, bizi kustah yapar.
Sevgisiz hukuk, bizi dinginsiz yapar.
Sevgisiz diplomasi, bizi ikiyuzlu yapar.
Sevgisiz basari, bizi kibirli yapar.
Sevgisiz zenginlik, bizi haris yapar.
Sevgisiz uysallik, bizi hizmetkar yapar.
Sevgisiz yoksulluk, bizi magrur ve aksi yapar.
Sevgisiz guzellik, bizi gulunc yapar.
Sevgisiz kudret, bizi zorba ve despot yapar.
Sevgisiz calisma, bizi kole yapar.
Sevgisiz sadelik, bizi degersiz yapar.
Sevgisiz kural, bizi tutsak yapar.
Sevgisiz siyaset, bizi bencil yapar.
Sevgisiz inanc, bizi bagnaz yapar.
Sevgisiz hayat.... ANLAMSIZDIR.

''ALLAH'im Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulastiracak amelleri
sevmeyi dilerim''

Hz. Muhammed(sav)

Çikolatalı Kek  

Posted by Tespih Taneleri... in


Evde kek yapacagim zaman soylemiyorum artik herkes bir cesit seviyor. Gecen gun portakalli yapmistim, bugunde cikolatali yapmak zorunda kaldim. :) Malum saat basi hamdolsun misafirsiz kalmadigim icin zaten devamli bir seyler yapiyorum. Yillarin emektari temizlige gelen Naciye teyzemiz bugun benden bu keki ozellikle istedi. Aksam torunlari gelecekmis ve firini bozulmus. Hemen yaptim Taha ve Esad'a. Insallah begenirler de daha mutlu olurum.

Malzemeler:

1 su bardagi sut
1 su bardagi seker
3 yumurta
1 su bardagi damla cikolata
2 limon kabugu rendesi
1 su bardagi sivi yag
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 cay bardagi ceviz

 Sibel diye bir arkadasim vardi. Bir gun hastalandi yanina gecmis olsuna gittim. Yanimdada bu kekten yapip goturdum. Hala soyler o kekin tadi damagimda kaldi diye. Canimin ici simdi yanimda olsada yapsam. Kendisi simdi gurbette ve gorusmeyeli epey oldu. Neyse yapilisina geceyim cok uzatmadan;
 
Sutu, yagi, yumurtayi,sekeri, limon kabugu rendesini mikserle iyice cirpalim. Sonra unu yavas yavas cirparak ekleyelim. Unu miktarini yazmadim cunku goz kararina alismisim ama annem hep derdi ki harcin kivami yazacak kadardir yani soyle bir kasikla alip dokun yazi yazacak sekilde olacak. Vanilyayi ve bir paket kabartma tozunu ekleyip cirpmaya devam edin. Harcin yaridan fazlasini keki pisireceginiz kaliba dokun ve uzerine damla cikolatanin yarisini serpin. Ayirdiginiz harcin icine 2 kasik kakao ve kalin damla cikolatayi ekleyin ve ikinci paket kabartma tozunu ekleyin ve iyice cirpin. Onuda beyaz harcin uzerine gezdirerek dokun ve cevizle susleyin.
180 derecede isitilmis firinda 40 dk pisirin...
                                                                                                         Afiyet Olsun...

Bir Vaizenin Günlüğü  

Posted by Tespih Taneleri... in

Tam yirmibes yildir evlerde, camilerde, kultur merkezlerine Islam dinini daha iyi ogrenebilmek icin toplanan hanimlara dinlerini anlatan bir vaize.Dinimizi asil kaynaklardan dogru bir yontemle anlama, ic ve dis dunyamizi bu anlayisla yeniden insa edebilme, toplumsal iliskiler ve sorumluluklar, gunluk hayatin sorunlari gibi, son derece onemli ve bir o kadar da hassas konular da dakikalar boyunca konusan, bildiklerini aktaran, sorulari ve sorunlari dinleyip cevaplandiren bir din gorevlisi.

Yeni nesillerin yetismesinde en buyuk rolu oynayan kadinlarimizin, din konusunda bilinclenmesine katkida bulunan bir meslek erbabi. Ayni zaman da bir anne, bir es, kiz evlat, kiz kardes...

Bu kitapta uzun yillardir vaizelik meslegini askla icra eden Fatma Bayram'a, kursulerde dile getirmeye pek yanasmadigi bir konuda kulak verecegiz. Kendi hikayaesini dinleyecegiz. Din gorevlisi olmayi can-i gonulden istemis bir hanimin, cocukluk ve genclik yillarini, yetistigi aile ortamini, nasil bir egitimden gectigini, unutamadigi hocalarini, okullarini, surekli devam eden ogrenme surecini, gunluk yasamini ve meslek hayatina dair ilginc anilarini okuyacagiz. Ayni zaman da yazarin kendi hikayesi vesilesiyle din egitimine, sorumluluk bilincine, ogrenme ve ogretme askina, fedakarliga ve modern dunyanin gercekleriyle en kutsal degerlerin nasil bagdastirilabilecegine dair sorular sorup cevaplar arayacagiz.


Bu yazilanlar kendimizi degil, bize buyuk bir yuce gonullulukle, kelimenin tam anlamiyla, karsiliksiz hizmet edenleri, yetismemiz de bilincli veya bilincsiz, katkisi olanlari sukrani nimet kabilinden anmak ve vaizeligin bir meslek olarak yarim yuzyildir bu memlekette icra edildigini bilmeyenler ''Biz buradayi'' diyebilmek icindir...

Allah'a sonsuz hamd ve sena olsun ki Fatma Bayram Hoca'nin gerek Altunizade Kultur Merkezindeki seminerleri olsun, gerek ozel dersleri olsun kendisinden ve ogretilerinden cok istifade etme imkani buldum.
Kendisi cok tatli, samimi, duygusal, merhametli ve cok ozverilidir. Bu kitapla onu daha yakindan tanima firsatim oldu. Gercekten bir solukta okunabilecek kadar surukleyici bir anlatimi var. Zaten sohbetleri bittiginde hep ne cabuk bitti diye uzulurduk, kitabi da cabucak bitti diye uzuldum. Daha hala belli yerlerde isini en guzel sekilde yapmaya devam etmektedir. Eskiden attigi adimi takip ederdik annemle, evlendikten sonra biraz ara vermek zorunda kaldim ama insallah yine baslayacagim derslere. Herkesin tanimasini cok isterim inanin derslerinden cok sey ogrendik ama kitabindan da ogrendiklerimiz bizi cok etkiledi. Hakikaten ogrenmenin siniri yok canlar. Herkese cani gonulden tavsiye ediyorum...

Canim annem en son gittigi sohbetinden bana imzali kiitabini almis, cok tesekkur ederim annecigim.
Kitap bana en kiymetli hediyedir.Hele bir de istedigim bir kitapsa...

Bu arada kitap KAKTUS YAYINLARI'ndan cikti...

Sevgilerimle...

AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ - İstanbul'un Manevi Fatihi - 3  

Posted by Tespih Taneleri... in

Canlar yazı dizimizin son ve benim için en can alıcı noktasına geldik. Daha once Istanbul'u fethetmek icin gelen, Halid Ibni Zeyd Ebu Eyyub el- Ensari(ra) surlarin civarinda sehit olmustu. Kerametiyle O'nun kabrini bulmasiyla alakali olarak Evliya Celebi, '' Seyahatname''sinde soyle anlatiyor:

Fatih Sultan Mehmet Istanbul'u fethederken, yetmis yedi kibari ehlullah, Eba Eyyub'un kabrini tecesuse koyuldular. Iclerinden Aksemseddin:


"Beyim, Alemdar-i Rasulullah Eba Eyyubu'l-Ensari bu mahallede medfundur'' diyerek, bir hiyaban-i orman icre girdi. Bir seccade yaydirip namaza durdu. Iki rekettan sonra selam verip tekrar secdeye vardi ve rahat bir uykuya dalmis gibi oylece kaldi. Bircok kisiler;


''Efendi Hazretleri, Hz. Eyyub'un kabrini bulamadigi icin hicabindan uykuya vardi.'' diye tarizler ettiler. Bir saat sonra Aksemseddin Hazretleri seccadeden basini kaldirip, mubarek gozleri kan canagini andirir sekilde Fatih Sultan Mehmed Han'a hitaben;


''Hunkarim! hikmeti Huda seccademizi tam Hazret'in kabri uzere sermisler'' dedi.

Bunun uzerine seccadenin bulundugu yer derhal kazildi, uc zira derinlikte, dort kose yesil bir somaki tas ortaya cikti ve uzerinde kufi yazi ile, ''Haza Kabriu Eba Eyyub'ul Ensari'' diye yazilmis oldugu goruldu. Tas kaldirildiginda, Hz. Eyyub'un ter-u taze vucudu safran ile boyanmis kefeni icinde ortaya cikti. Sag elinde de tunc bir muhur vardi. Ahh Ahh canlar olaya bakin!
Vay o oldukten sonra dirilmeye inanmayanlarin haline!
Vay o Allah ve Rasul'unu inkar edenlerin haline!
Rabbim dogru yola ilettikten sonra kalblerimizi kaydirmasin insallah...
Bu konuda ki baska bir rivayet de soyledir:

Fatih Sultan Mehmed, Halid ibni Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari(ra)'in kabrinin bulunmasi ve bilinmesini hocalarindan rica edince, Akseddin Hz.'leri dedi ki:

''Su karsi yakada ki tepenin eteginde bir nur goruyorum ihtimalen oradadir.''

Derhal padisahla oraya gittiler. Aksemseddin Hz.leri oradaki bir cinardan iki dal parcasi aldi ve birini bir tarafa, digerini az oteye dikerek;


''Bu iki dal arasi, Mihmandar-i Rasulullah'in kabridir'' buyurdu ve geri dondu. Fatih Sultan Mehmed Han hocasinin soyledigine her ne kadar inaniyor olsa da hic suphesi kalmamasi icin o gece dallarin yerini degistirtti. Eski yer kaybolmasin diye de oraya muhrunu gomdurdu. Sabah olunca hocasina Eyyub Hazretlerinin kabrini tekrar tayin etmesini rica etti, tekrar gittiler. Aksemseddin Hazretleri dikildigi yere bakmadan dogruca gidip eski yerde durdu ve;
''Dallarin yeri degistirilmis Halid 'in kabri buradadir'' dedi ve yanindakilere ;
''Sultanin muhru de burada gomulu olsa gerek, cikarin ve kendisine teslim edin'' buyurdu. Arkadaslar evliyalarin kerametine siddik-i kalb ile inanmak lazim...Aksam yapilan islerden Aksemseddinin manen haberi olmustu. Onlarin kalb gozu aciktir uyku halinde bile olsalarda...
Bunun uzerine Sultan Fatih'in kalbinde hic bir suphe kalmadi ve hocasina duydugu muhabbet daha da ziyadelesti. Hatta soyle dedigi rivayet edilir;

''Ben Istanbul'un fethinden cok Aksemseddin'in zamaninda yasadigima seviniyorum''

Haklisin Sultanim ne buyuk saadet, ne buyuk bir devlet gercekten nasipliymissin..Zaten Fatih Sultan Mehmet Han'in hayatimda cok ozel bir yeri vardir. Bir ara her cuma ziyaretine giderdim.

Fatih Sultan Mehmed Han Eba Eyyub Ensari'nin kabri serifinin uzerine bir turbe ve Aksemseddin ve talebelerine mahsus odalar bir de cami-i serif yaptirdi. Aksemseddin'e orada oturmalarini rica etti. Fakat o bu teklifi kabul etmeyerek memleketi olan Goynuk'e dondu. Padisah'in kendisine gonderdigi hediyeleri hayir islerinde kullanmak uzere vakiflar kurdu. Bir taraftan hayir islerini surdururken diger taraftanda muridlerinin manevi terbiyesi ile mesgul oldu. Tabi Sultan Fatih ile ilgisini kesmeyip zaman zaman Istanbul'a geldi ve padisah'i ziyaret etti. Gonderdigi mektuplarla gerekli ikaz ve tavsiyelerde bulndu. Istanbul'un fethinden sonra Sultan Fatih sarayi, saltanati birakip tekkeye dosegi sermek, tamamiyle seyhine baglanmak istedi. Nitekim bir gun seyh'ine dedi ki;

''Muhterem Hocam! Elhamdulillah Istanbul'u da fethettik. Artik beni dervislige kabul buyurmanizi istirham ediyorum''

Aksemseddin Hazretleri;

''Sultanim; Sen bizim tattigimiz lezzeti tadacak olursan, saltanati birakir devlet islerini yapamazsin. Dervislikle padisahlik bir arada yurumez. Sen kenara cekilirsen duzen bozulup, halk perisan olabilir. Bunun ise vebali buyuktur.''dedikten sonra birden ciddilesip, celalli bir edayla;
''Osmanogullarinin dervise degil, Sultan'a ihtiyaci var!'' buyurarak onun bu arzusuna devletin bekasi icin engel olmak zorunda kaldi.

Hayatin son yillarini Goynuk'te zikir, ibadet ve fakir hastalari tedavi ile ugrasarak gecirdi. Taskopruluzade'nin ''Dinin ve milletin gunesiydi'' dedigi Aksemseddin Hazretleri, son anlarinda sevdiklerini ve dostlarini topladi, onlara vasiyetlerde bulundu. Yasin suresini okuyup sunnet uzere sag yanina yatarak 1459 yilinda Goynuk'te ruhunu Rahman'a teslim etti. Turbesi Bolu ilinin Goynuk ilcesindedir.

Allah'im kabr-i serifini ziyareti nasip eyle ne olur. Allah dostlarini sevmemiz lazim cunku Allah onlari cok seviyor. Beni cok ama cok etkileyen bir mubaregin hayatindan kucuk bir parca sunmaya calistim sizlere. Arifan dergisinin ocak sayisinda kendisinden cok soz etmislerdi Allah razi olsun, bu vesileyle bizde yad etmis olduk.

Allah'in salat ve selami Peygamber Efendimiz(sav) ve ashabinin uzerine olsun. Rabbim sefaatlerine nail eylesin. Burada nacizane zikrettigimiz butun isimlerin ruhlari sad olsun. Selamimiz onlara ulassin umidiyle cunku onlar kendileri anildigi zaman Allah'in izniyle haberdar oluyorlar. Basta Efendimiz(sav)'in, her biri yildizlar gibi olan ashabinin, Eba Eyyub Ensari'nin, Aksemseddin Hazretlerinin ve Sultan Fatih'in ve de o zamandan bu zamana gelmis gecmis butun Allah dostlarinin mubarek ruhlar icin hulusi kalb ile Salavati Serife ile El- FATIHA!

AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ - İstanbul'un Manevi Fatihi - 2  

Posted by Tespih Taneleri... in

"İstanbul elbet bir gün fethedilcektir.
Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden asker ne güzel askerdir."
Hz Muhammed (SAV)


Esselamualeykum arkadaslar,


Haci Bayram Veli'nin tavsiyesiyle Osmanli Sultani II. Murat, oglu Mehmet (Sultan Fatih) icin hoca olarak onu Goynuk'ten saraya getirtti. Esas bundan sonrasi beni cok etkiledi ve sizinle paylasmama vesile oldu.


Fatih henuz besikte iken Haci Bayram Veli'nin;
'Istanbul'un fethi su besikteki yavru ile bizim koseye nasip olacak'' buyurarak, Istanbul'un fethinin Sultan Fatih ile Aksemseddine nasip olacagini kerametiyle haber vermisti. Burdan ne anliyoruz canlar; Osman'li cocuk yetistirmeye nasil deger veriyordu, cocuklarini kimlere emanet ediyordu goruyorsunuz degil mi?


Aksemseddin Hazretleri Fatih'in egitimiyle cok yakindan ilgilendi, talebesinin sehzadeliginde oldugu gibi, padisahliginda da yanindan ayrilmadi. ( Ne kadar nasipliymis mubarek)
Onun bir cag acip bir cag kapayacak kadar buyuk bir devlet adami olmasinda cok buyuk etkisi olan Aksemseddin Hz.'lerinin Istanbul'un fethine padisahi yonlendirmede, askerin kuvveyi maneviyesini guclendirmede cok buyuk tesiri olmustur.


Rivayet edilir ki; Istanbul'un fethinde kusatmanin uzamasi, bazi devlet adamlarini umitsizlige dusurdu.. Muhasaranin devam ettigi bir sirada Avrupa'dan asker ve erzak getiren gemiler, Osmanli donanmasinin mudahalesine ragmen, sehre girmeyi basarinca, Bizans gorulmemis senlikler yaparken, Fetih ordusu cok uzuldu. Bunun uzerine padisaha gelen bazi devlet adamlari:


'' Bir ihtiyar dervis'in( Aksemseddin) sozuyle bu kadar zamandir muhasara ediyoruz, askerimiz kirildi, hazine tukeniyor. Iste Frengistan'dan kafire yardim da geldi. Fethetmek umidi iyice azaldi.'' dediler.


Ama butun bu olaylara ve propagandalara karsi Aksemseddin Hazretleri Bizans'in fethi icin israr etti. Hem padisahi hem askeri fethe karsi gayrete getirmeye calisti. O, seyhinin:


''Istanbul'un fethi su besikteki yavru ile bizim koseye nasip olacak'' sozune itikad ediyor ve bu fethin mutlaka tahakkuk edecegine gonulden inaniyordu. Tum bunlarla ragmen bazi vezirlerin, muhasaranin kaldirilmasi yonundeki israri devam edince, Aksemseddin Hazretleri Istanbul'un fethinin tarihini vererek '' Su vakit olacak'' diye haber gonderdi.
Neticede o buyuk velinin buyurdugu gibi o tarihte ISTANBUL fethedildi.


Aksemseddin Hz.'lerine;
'' Istanbul'un fethedilecegi zamani nasil bildin?''
diye sorulunca soyle cevap verdi:
''Kardesim Hizir ile, ilm-i ledunnide Istanbul'un fetih vaktini cikarmistik. Kale fethedildigi gun, Hizir'in yaninda evliyadan bir cemaatle hisara girdigini gordum. Fetihten sonrada Hizir kardesimi kalenin uzerine cikmis oturur halde gordum.''


Beyaz atina binmis ordusunun onunde giden Fatih Sultan Mehmet, yaninda onu yetistiren hocalarindan basta Aksemseddin, Molla Husrev ve Molla Gurani olmak uzere Istanbul'a giriyordu. Fetih ordusunu karsilayan halk yol boyunca dizilmis, ellerinde ki cicek demetlerini padisaha sunmak istediler.Tabi beyaz sakalli, vakarli durusu, bilge tavriyla Aksemseddin Hazretlerini padisah sanip cicekleri ona uzattilar. Aksemseddin atini geri cekti ve Fatih'i gostererek;
''Sultan odur, cicekleri ona veriniz'' dedi.
Bu sefer halk Sultan Fatih'e yonelerek cicekleri ona vermek istediklerinde o da hocasi Aksemseddin'i gostererek;
''Gidiniz, cicekleri gene ona veriniz. Her ne kadar sultan ben isem de fethin manevi sultani o'dur. O benim hocamdir'' buyurdu.

Devamı yarın gelecek inşaalllah canlar...

Related Posts with Thumbnails
Site'de Kaç Kişiyiz